Arınç’tan Ak Parti’ye : Sistemi düzeltin

AK Parti’nin kurucularından, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, partinin 25. kuruluş yıl dönümü öncesinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin revize edilmesi gerektiğini savunan Arınç, karar mekanizmalarında liyakat, ehliyet ve istişarenin yeniden öne çıkarılması çağrısı yaptı. Hukuktan ekonomiye, Gezi Parkı eylemlerinden dış politikaya kadar birçok başlığı değerlendiren Arınç, çözümün AK Parti’nin kuruluş ilkelerine yeniden dönmesinde olduğunu söyledi.
BBC Türkçe’ye konuşan Bülent Arınç, 14 Ağustos 2001’de kurulan AK Parti’nin çeyrek asırlık siyasi yolculuğunu kendi perspektifinden değerlendirdi. Arınç, partisinden kopmadığını ve muhalif bir pozisyona geçmeyeceğini belirtirken, yanlış bulduğu uygulamalar konusunda eleştiri hakkını kullanmaya devam edeceğini söyledi. Açıklamalar, AK Parti’nin 14 Ağustos’ta Ankara Millet Bahçesi’nde gerçekleştireceği 25. kuruluş yıl dönümü programının hemen öncesinde geldi.
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ İÇİN REVİZYON ÇAĞRISI
Arınç’ın açıklamalarının merkezinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yer aldı. Cumhurbaşkanlığı makamında çok geniş yetkilerin toplandığını savunan Arınç, sistem içerisinde daha güçlü kontrol ve istişare mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu söyledi. Kararların yeterli değerlendirme yapılmadan alınmasının daha sonra yeni kararlarla düzeltme ihtiyacı doğurabildiğini öne sürdü. Bu nedenle yönetim modelinin işleyişinin yeniden gözden geçirilmesini istedi. Arınç çağrısını, “Sistemi düzeltin, ehliyete, liyakate, istişareye önem verin” sözleriyle özetledi.
MÜSTEŞARLIKLARIN KALDIRILMASINI DA ELEŞTİRDİ
Arınç yalnızca Cumhurbaşkanının yetkilerini değil, yeni sistemle birlikte kamu yönetiminde değişen bürokratik yapıyı da eleştirdi. Bakanlıklardaki müsteşarlık makamlarının kaldırılmasını sistemin önemli eksikliklerinden biri olarak değerlendirdi. Müsteşarların bakanlıkların kurumsal hafızasını temsil ettiğini ve yönetimde devamlılık sağladığını savundu. Yetki ve sorumluluğun daha fazla paylaşılmasının karar süreçlerini güçlendireceği görüşünü dile getirdi. Arınç’a göre güçlü yönetim, bütün kararların tek merkezden alınmasından değil, doğru kadrolar arasında görev dağılımı yapılmasından geçiyor.
“KOLEKTİF AKILDAN UZAKLAŞTIK”
AK Parti’nin kuruluş yıllarındaki yönetim anlayışıyla bugünkü yapıyı karşılaştıran Arınç, parti içerisindeki istişare mekanizmasının zayıfladığını savundu. İlk dönemlerde önemli siyasi kararların geniş kadrolarla tartışıldığını ve kolektif aklın daha fazla kullanıldığını belirtti. Bugün ise bu anlayıştan önemli ölçüde uzaklaşıldığını düşündüğünü ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üzerinde çok fazla görev ve sorumluluk bulunduğuna dikkat çekerek yetki paylaşımının artırılması gerektiğini söyledi. Bu değerlendirme, Arınç’ın sistem tartışmasındaki temel eleştirilerinden birini oluşturdu.
AYM VE AİHM KARARLARI İÇİN HUKUK VURGUSU
Arınç’ın eleştiri yönelttiği bir diğer alan hukuk sistemi oldu. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini savunan Arınç, AK Parti’nin kuruluş döneminde Avrupa Birliği standartlarında hukuk ve demokrasi hedefiyle hareket ettiğini hatırlattı. Kopenhag kriterleri ve Avrupa Birliği perspektifinin ilk yıllardaki reform politikalarında önemli rol oynadığını söyledi. Yargıya güvenin güçlendirilmesi açısından yüksek mahkemelerin kararlarına uyulmasını önemli gördüğünü belirtti. Arınç’ın bu çıkışı, sistem tartışmasını yalnızca yönetim yapısıyla sınırlı tutmadığını da ortaya koydu.
AK PARTİ İKTİDARINI 2013 ÖNCESİ VE SONRASI DİYE AYIRDI
Arınç, AK Parti’nin iktidar yıllarını değerlendirirken 2013 yılını önemli bir kırılma noktası olarak gösterdi. Erdoğan’ın başbakanlık döneminin ilk bölümünde sağlık, ulaşım ve kamu hizmetlerinde önemli ilerlemeler sağlandığını savundu. Arınç’a göre parti 2013’e kadar güçlü bir yükseliş dönemi yaşarken sonraki süreçte önce durağanlaştı, ardından siyasi açıdan gerileme başladı. Gezi Parkı eylemleri, çözüm sürecinin sona ermesi, Suriye’deki gelişmeler, Gülen yapılanmasıyla yaşanan çatışma ve 15 Temmuz darbe girişimini bu değişimi etkileyen önemli gelişmeler arasında sıraladı. Bu olayların hükümetin siyasi dengesi ve yönetim anlayışı üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını öne sürdü.
GEZİ VE ERGENEKON İÇİN FARKLI DEĞERLENDİRMELER
Gezi Parkı eylemlerinin başlangıç aşamasıyla daha sonra yaşanan olayların birbirinden ayrılması gerektiğini savunan Arınç, ilk protestoların sert biçimde karşılanmasının olayların büyümesine katkıda bulunduğu görüşünü dile getirdi. Gezi sürecinin dönemin Başbakanı Erdoğan açısından ciddi bir siyasi kırılma yarattığını söyledi. Ergenekon davalarına da değinen Arınç, hükümetin davalardaki bütün uygulamaları desteklediği yönündeki değerlendirmelere itiraz etti. Özellikle çok sayıda üst düzey askerin tutuklandığı süreçten hükümet içerisinde rahatsızlık duyulduğunu ileri sürdü. Arınç’ın bu değerlendirmeleri, AK Parti’nin yakın siyasi tarihindeki en tartışmalı dönemlere ilişkin kendi tanıklığını yansıtıyor.
KKM ÜZERİNDEN “KUL HAKKI” ELEŞTİRİSİ
Ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerinde Kur Korumalı Mevduat uygulamasını örnek gösteren Arınç, siyasi kararların toplumun geniş kesimlerinde ekonomik kayıp yaratması halinde yöneticilerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu. KKM nedeniyle milyonlarca vatandaşın zarar görmüş olabileceği görüşünü bir soru üzerinden gündeme getirdi; bu ifadeyi kesinleşmiş bir mali veri olarak değil, politikaya yönelik eleştirisinin örneği olarak kullandı. Yanlış olduğu görülen ekonomik kararların düzeltilmesi gerektiğini belirten Arınç, yöneticilerin gerekirse toplumdan helallik istemesi gerektiğini söyledi. Konuyu “kul hakkı” üzerinden değerlendirmesi röportajın ekonomi bölümündeki en dikkat çekici çıkışlardan biri oldu.
AB HEDEFİNİ SAVUNDU, ŞANGHAY YÖNELİMİNİ ELEŞTİRDİ
Türkiye’nin dış politika yönelimine ilişkin konuşan Arınç, Avrupa Birliği hedefinin yeniden güçlendirilmesinden yana olduğunu belirtti. AB perspektifinin geçmişte Türkiye’ye uluslararası alanda önemli bir itibar kazandırdığını savundu. Rusya ve Çin ile güçlü ilişkiler kurulmasına karşı olmadığını ancak Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü gibi yapılara yönelmesini doğru bulmadığını söyledi. Böyle bir tercihin Türkiye açısından “eksen değişikliği” olarak algılanabileceğini ifade etti. Arınç’ın yaklaşımı, AK Parti’nin ilk iktidar yıllarındaki Avrupa Birliği merkezli dış politika çizgisine yeniden ağırlık verilmesi gerektiği yönünde.
“KURULUŞ İLKELERİNE GERİ DÖNÜN”
Tüm eleştirilerine rağmen AK Parti’den ayrılmayı düşünmediğini söyleyen Arınç, partinin geleceği için çözüm olarak kuruluş ilkelerine dönüşü gösterdi. Kurucu kadroların ve geçmişte partiye katkı sağlayan isimlerin yok sayılmaması gerektiğini savundu. Son yıllardaki kuruluş yıl dönümü videolarında ağırlıklı olarak Erdoğan’ın öne çıkarılmasını eleştirerek AK Parti’nin bir ekip tarafından kurulduğunu hatırlattı. Kendisinin yanı sıra Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve dönemin diğer önemli isimlerinin de partinin siyasi tarihinde yerinin bulunduğunu söyledi. Arınç’a göre AK Parti’nin yeniden güçlenmesinin yolu geçmişteki istişare, çoğulculuk ve ortak hareket anlayışını yeniden canlandırmaktan geçiyor.
AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünün hemen öncesinde gelen Bülent Arınç açıklamaları, parti içinden yöneltilen kapsamlı bir sistem ve yönetim eleştirisi olarak öne çıktı. Arınç doğrudan bir kopuş veya yeni siyasi oluşum çağrısında bulunmak yerine mevcut yapının düzeltilmesini ve kuruluş dönemindeki yönetim anlayışının yeniden güçlendirilmesini savundu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hukuk, ekonomi, dış politika ve parti içi karar mekanizmalarını aynı çerçevede ele alan Arınç’ın temel mesajı ise liyakat, istişare ve kurumsal denetimin güçlendirilmesi oldu. AK Parti, 25. kuruluş yıl dönümünü 14 Ağustos’ta Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenecek programla kutlayacak.