Yıllardır Nafaka Ödeyenlere Yeni Formül

AK Parti’nin hazırladığı 13. Yargı Paketi’nde boşanma sonrası ödenen yoksulluk nafakasının süresinin yeniden belirlenmesi planlanıyor. Taslağa göre nafaka süresi 3 yıldan az olmayacak; evliliğin başlangıcından boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin yarısını aşmayacak. Ancak hâkim, tarafların yaşı, sağlık durumu, eğitim düzeyi ve ekonomik koşullarını da değerlendirecek. Düzenlemede devam eden davalar, kesinleşmiş nafaka kararları ve boşanma davalarındaki temyiz süreci için de değişiklikler öngörülüyor.
13. Yargı Paketi’nde nafaka düzenlemesi
Boşanma sonrasında ödenen yoksulluk nafakasının ne kadar süreyle devam edeceği, 13. Yargı Paketi hazırlıklarıyla yeniden gündeme geldi. AK Parti milletvekillerinin, Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında üzerinde çalıştığı kanun teklifinde nafakaya ilişkin yeni kuralların yer alması bekleniyor.
16 Ekim 2026 tarihinde Anadolu Ajansı tarafından aktarılan bilgilere göre, çalışmalar tamamlandıktan sonra teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulması planlanıyor.
Düzenlemenin temelinde, Anayasa Mahkemesinin Türk Medeni Kanunu’ndaki süresiz nafaka hükmüne ilişkin iptal kararı bulunuyor. Bu doğrultuda Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde değişiklik yapılması ve mevcut metindeki “süresiz olarak” ifadesinin çıkarılması öngörülüyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Söz konusu düzenleme henüz yasalaşmış bir kanun olarak değil, hazırlanan teklif kapsamında gündeme geliyor. Dolayısıyla yeni kuralların kesinleşmesi için kanun teklifinin Meclis sürecinin tamamlanması gerekiyor.
Nafaka en az 3 yıl mı olacak?
Hazırlanan düzenlemede nafaka süresi için en az 3 yıllık bir alt sınır öngörülüyor. Bununla birlikte süre, evliliğin başlangıcından boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen zamanın yarısını aşmayacak şekilde belirlenecek.
Nafakanın ne kadar süreceğine ilişkin karar, yalnızca evlilik süresine bakılarak verilmeyecek. Hâkim, tarafların kişisel ve ekonomik koşullarını da değerlendirecek.
Teklifte öne çıkan hesaplama ölçütleri şöyle:
- En az 3 yıl: Nafaka süresi için alt sınır olarak belirlenmesi planlanıyor.
- Evlilik süresinin yarısı: Nafaka süresinin belirlenmesinde üst sınır olarak esas alınması öngörülüyor.
- Yaş ve sağlık durumu: Nafaka alacaklısının yaşı ile sağlık koşulları dikkate alınacak.
- Eğitim ve çalışma imkânı: Kişinin eğitim durumu ve kendi geçimini sağlayabilme kapasitesi değerlendirilecek.
- Ekonomik koşullar: Nafaka alacaklısının ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün boşanma sonrasındaki hayatına etkiler göz önünde bulundurulacak.
Bu şartlar, nafakanın her boşanmada aynı süreyle ödenmesi yerine hâkimin somut olayın özelliklerine göre karar vermesini amaçlıyor.
Evliliğin süresi nafaka hesabını nasıl etkileyecek?
Teklifteki hesaplama yöntemi, evlilik süresini nafakanın belirlenmesinde önemli bir ölçüt hâline getiriyor. Ancak düzenlemenin ayrıntıları değerlendirilirken, en az 3 yıllık alt sınır ile evlilik süresinin yarısına ilişkin üst sınırın birlikte nasıl uygulanacağına dikkat edilmesi gerekiyor.
Örneğin, evliliğin 10 yıl sürdüğü bir durumda evlilik süresinin yarısı 5 yıl ediyor. Taslakta yer alan ölçütlere göre nafaka süresi, diğer koşullar da değerlendirilerek bu üst sınırı aşmayacak şekilde belirlenecek.
Evlilik 20 yıl sürmüşse sürenin yarısı 10 yıl olacak. Bu durumda da nafakanın kaç yıl devam edeceği, yalnızca evlilik süresine göre otomatik olarak belirlenmeyecek; hâkim diğer ölçütleri de dikkate alacak.
Buradaki önemli nokta, evliliğin yarısı kadar nafakanın her dosyada kesin olarak uygulanacağı anlamına gelmemesi. Taslak, süreyi belirlerken hâkime değerlendirme alanı bırakıyor.
Ayrıca istisnai durumlarda evlilik süresine bağlı üst sınırın aşılabilmesi de öngörülüyor.
Hangi durumlarda daha uzun nafaka verilebilecek?
Teklifte, bazı özel durumlarda nafakanın genel süre sınırından daha uzun belirlenebilmesine imkân tanınması planlanıyor.
Nafaka alacaklısının, nafaka yükümlüsünün haksız fiili nedeniyle çalışamayacak duruma gelmesi veya evlilik süresince yaşının ilerlemesi ve düzenli gelirinin bulunmaması gibi koşullarda hâkim, evlilik süresinin yarısına ilişkin üst sınırla bağlı kalmadan daha uzun bir süre belirleyebilecek.
Bu yaklaşım, nafaka süresinin yalnızca takvim hesabına göre belirlenmemesini amaçlıyor. Kişinin çalışma imkânı, ekonomik bağımsızlığını kazanıp kazanamayacağı ve sağlık durumu gibi etkenler karar üzerinde belirleyici olabilecek.
Dolayısıyla teklifin yasalaşması hâlinde de bütün nafakaların aynı süre sonunda sona ereceği söylenemez. Özel durumların nasıl değerlendirileceği, düzenlemenin uygulanmasında önemli bir başlık olacak.
Mevcut nafaka alanların ödemeleri ne olacak?
Düzenlemenin en çok merak edilen bölümlerinden biri, hâlihazırda nafaka alan kişilerin durumuyla ilgili.
Taslakta, yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte devam eden davalarda yeni hükümlerin uygulanması öngörülüyor. Kanun yolu incelemesinde bulunan dosyaların da bu kapsamda değerlendirilmesi planlanıyor.
Kesinleşmiş nafaka kararları içinse ayrı geçiş hükümleri hazırlanıyor. Buna göre, nafaka kararının kesinleşmesinden itibaren geçen süre hesaplanacak ve yeni düzenlemeye göre belirlenen süreyle karşılaştırılacak.
Bu hesaplama sonucunda farklı ihtimaller ortaya çıkabilecek.
Birinci ihtimal: Daha önce ödenen süre yeni süreden uzunsa
Kesinleşmiş karar kapsamında daha önce ödenen nafaka süresi, yeni düzenlemeye göre belirlenen süreden daha uzun çıkarsa nafakanın bir yıl daha ödenmesi öngörülüyor. Bu ek sürenin sonunda nafaka yükümlülüğünün kendiliğinden sona ermesi planlanıyor.
İkinci ihtimal: Yeni süreye göre hâlâ ödenecek zaman varsa
Daha önce geçen nafaka süresi, yeni düzenlemeye göre hesaplanan süreden kısaysa kalan süre de hesaba katılacak.
Kalan sürenin bir yıl veya daha az olması durumunda nafakanın bir yıl daha devam etmesi ve ardından sona ermesi öngörülüyor.
Üçüncü ihtimal: Kalan süre bir yıldan fazlaysa
Kalan sürenin bir yıldan fazla olması hâlinde ise nafaka ödeme yükümlülüğünün, yeni düzenlemeye göre belirlenen sürenin dolmasıyla sona ermesi planlanıyor.
Bu geçiş hükümleri, mevcut nafaka kararlarının yeni sisteme nasıl uyarlanacağını belirlemeyi amaçlıyor. Ancak kesinleşmiş kararların hangi tarihte ve hangi hesaplama yöntemiyle değerlendirileceği, kanun teklifinin son metni ve yürürlüğe girecek hükümler doğrultusunda netleşecek.
Anayasa Mahkemesinin kararı ne anlama geliyor?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan mevcut hüküm, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın belirli koşullarla diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilmesine imkân tanıyor.
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararında bu maddede yer alan “süresiz olarak” ifadesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Mahkeme, iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.
Mahkemenin değerlendirmesinde, nafakanın hiçbir ölçüt belirlenmeden süresiz biçimde öngörülmesinin taraflar arasında adil dengeyi bozabileceği belirtildi. Bununla birlikte karar, her durumda nafakanın mutlaka belirli bir süreyle sınırlandırılması gerektiği anlamına gelmiyor.
Anayasa Mahkemesi, bazı özel koşulların bulunması hâlinde nafakanın yaşam boyu devam etmesine imkân tanınabileceğini de değerlendirdi. Bu nedenle yeni düzenlemede hâkimin dikkate alacağı ölçütlerin ve istisnai durumların açık biçimde belirlenmesi önem taşıyor.
İptal kararının yürürlük tarihi ile yeni kanun teklifinin yasalaşma süreci birbirinden ayrı konular. Bu nedenle mevcut hükmün hangi tarihte ve nasıl değişeceği, resmî yayımlanma tarihi ve geçiş hükümleri üzerinden takip edilmeli.
Boşanma davalarında temyiz yolu da değişebilir
- Yargı Paketi’nde yalnızca nafaka süresine ilişkin değişiklikler bulunmuyor. Boşanma davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılması amacıyla yargılama aşamalarına yönelik düzenlemeler de planlanıyor.
Taslağa göre, boşanma ve boşanmanın ferilerine ilişkin bazı istinaf kararlarının temyiz edilemeyen kararlar arasına alınması öngörülüyor.
İstinaf, ilk derece mahkemesinin kararının bölge adliye mahkemesinde yeniden incelenmesini sağlayan kanun yolu. Temyiz ise belirli kararların Yargıtay tarafından hukuka uygunluk bakımından incelenmesini mümkün kılıyor.
Hazırlanan düzenlemeyle, ilk derece mahkemesinin boşanma davasında verdiği karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi durumunda temyiz yolunun kapatılması planlanıyor.
Aynı kuralın, boşanmayla birlikte veya ayrı açılan velayet, nafaka ve tazminat gibi boşanmanın sonuçlarına ilişkin davalarda verilen kararlar bakımından da uygulanması öngörülüyor.
Ancak ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin farklı yönde karar vermesi hâlinde temyiz yolunun açık tutulması planlanıyor.
Bu değişiklikle yargılama sürecinin hızlandırılması hedeflenirken, hangi kararların temyiz kapsamı dışında kalacağı ve tarafların başvurabileceği hukuki yolların sınırları teklifin kesin metniyle netleşecek.
Yeni düzenleme ne zaman yürürlüğe girecek?
AK Parti’nin hazırladığı 13. Yargı Paketi’ne ilişkin çalışmalar sürüyor. Teklifin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanlığına sunulması planlanıyor.
Ancak Meclise sunulması, teklifin doğrudan yürürlüğe girmesi anlamına gelmiyor. Düzenlemenin yasalaşması için gerekli yasama sürecinin tamamlanması ve kanunun Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Bu nedenle nafaka süresinin 3 yıldan az olmaması, evlilik süresinin yarısına ilişkin üst sınır, mevcut nafaka kararlarının geçiş süreci ve boşanma davalarında temyiz yoluna yönelik değişiklikler şu aşamada hazırlanan düzenlemenin öngördüğü hükümler olarak ele alınmalı.
Özetle: 13. Yargı Paketi ile yoksulluk nafakasının süresinin belirli ölçütlere bağlanması, mevcut nafaka kararlarının yeniden hesaplanması ve boşanma davalarındaki kanun yolu süreçlerinin değiştirilmesi planlanıyor. Ancak nihai uygulama, Meclise sunulacak teklifin son şekline ve yasalaşma sürecinde kabul edilecek hükümlere bağlı olacak.