Bulgaristan 14,1 ton Türk üzümünü geri gönderdi

Türkiye’den Avrupa Birliği pazarına gönderilen sofralık üzümlerde pestisit kalıntısı nedeniyle yaşanan sınır iadelerine bir yenisi eklendi. Bulgaristan, 8 Ekim’de yapılan laboratuvar incelemesinde izin verilen kalıntı seviyelerinin aşıldığının belirlenmesi üzerine 14 bin 100 kilogram üzümün AB pazarına girişini engelledi. Ağustos ayında 17,5 tonu aşan, eylül ayında ise 53 tonu geçen üzüm sevkiyatlarının geri çevrildiği bildirildi. Son gelişme, tarımsal üretimde kalıntı kontrolünü, ihracat standartlarını ve iç piyasadaki denetimleri yeniden gündeme getirdi.
2 bin 640 kasa üzüm sınırda durduruldu
Türkiye’den Bulgaristan üzerinden Avrupa Birliği pazarına gönderilen sofralık üzümlerden oluşan bir sevkiyat, pestisit kalıntısı nedeniyle sınır kontrolünü geçemedi. Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı’nın 8 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre, toplam 14 bin 100 kilogram ağırlığındaki 2 bin 640 kasa üzümün AB pazarına girişine izin verilmedi.
Bulgaristan Radyosu Türkçe tarafından da duyurulan bilgilere göre, laboratuvar incelemesinde ürünlerdeki pestisit kalıntılarının mevzuatta belirlenen azami seviyelerin üzerinde olduğu tespit edildi. Sevkiyatın gönderici firmaya iade edileceği bildirildi.
Ancak kamuoyuna açıklanan bilgilerde hangi pestisit maddesinin tespit edildiği, ölçülen kalıntı miktarının ne olduğu ve ilgili yasal sınırın kaç kat aşıldığı belirtilmedi. Bu nedenle son sevkiyatta hangi kimyasalın sorun oluşturduğuna veya kalıntının ne düzeyde olduğuna ilişkin kesin bir değerlendirme yapılamıyor.
Ağustos ve eylül aylarında da tonlarca üzüm geri çevrildi
Son sevkiyat, Türkiye menşeli üzümlere yönelik sınır iadelerinin daha geniş bir tablonun parçası olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet’in aktardığı bilgilere göre, ağustos ayında Türkiye’den gönderilen üç ayrı üzüm sevkiyatının toplam 17,5 tonu aşan bölümü geri çevrildi.
Eylül ayında ise beş ayrı sevkiyatta 53 tonu aşkın üzümün Avrupa Birliği pazarına girişine izin verilmedi. 8 Ekim’de durdurulan 14,1 tonluk yeni parti de bu gelişmelerin ardından gündeme geldi.
Bu miktarlar, farklı tarihlerdeki sevkiyatlara ilişkin bildirilen verileri kapsıyor. Dolayısıyla yalnızca son sevkiyatın 14,1 ton olmasıyla eylül ayındaki 53 tonu aşan miktarı birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı’nın Türkiye’den gelen yaş üzümlere yönelik kontrolleri sıklaştırdığı da haberde aktarılan bilgiler arasında yer aldı. Bununla birlikte, denetimlerin hangi sıklıkta yapıldığına veya kontrol edilen toplam sevkiyat sayısına ilişkin ayrıntılı bir veri paylaşılmadı.
RASFF kayıtlarında hangi pestisitler öne çıkıyor?
Avrupa Birliği’nin Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi (RASFF), gıda ve yem güvenliğiyle ilgili risklerin üye ülkeler arasında bildirilmesini ve izlenmesini sağlayan mekanizmalardan biri olarak kullanılıyor. Türkiye kaynaklı üzüm ve üzüm ürünlerine ilişkin geçmiş bildirimler de pestisit kalıntısı sorununu gündeme taşıyor.
Cumhuriyet’in haberinde aktarılan RASFF verilerine göre, 2020’den itibaren Türkiye kaynaklı yaş üzüm, kuru üzüm ve asma yaprağı ürünleri hakkında toplam 46 bildirim kaydedildi. Bu kayıtlar içinde öne çıkan maddeler şöyle sıralandı:
- Asetamiprid: 23 bildirim
- Ditiyokarbamatlar: 9 bildirim
- Azoksistrobin: 8 bildirim
- Lambda-sihalotrin: 8 bildirim
Bir bildirimde birden fazla etken madde bulunabildiğinden, bu sayıların toplamı bildirim sayısıyla aynı olmak zorunda değil. Ayrıca söz konusu kayıtlar yaş üzümün yanı sıra kuru üzüm ve asma yaprağını da kapsıyor. Bu nedenle verileri yalnızca sofralık üzüm sevkiyatlarına aitmiş gibi değerlendirmek doğru olmaz. Haberde, son dönemde sınırda geri çevrilen sevkiyatların henüz bu bildirimlere yansımadığı da belirtildi.
Asetamiprid için Avrupa Birliği sınırı düşürüldü
Üzüm ihracatında dikkat çeken başlıklardan biri de pestisitler için uygulanan maksimum kalıntı limitleri. Avrupa Birliği, sofralık ve şaraplık üzümlerde asetamiprid için geçerli maksimum kalıntı limitini 19 Ağustos 2025 itibarıyla kilogram başına 0,5 miligramdan 0,08 miligrama düşürdü.
Bu değişiklik, aynı etken madde için izin verilen kalıntı miktarının önceki düzeyin altına çekilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla üreticilerin kullandıkları bitki koruma ürünlerini, uygulama zamanlarını ve hasat öncesi bekleme sürelerini ihracat yapılacak pazarın güncel kurallarına uygun biçimde yönetmesi önem taşıyor.
Bununla birlikte, son Bulgaristan sevkiyatında asetamiprid tespit edildiğine ilişkin açıklanmış bir bilgi bulunmuyor. Limit değişikliği, geçmiş bildirimlerde öne çıkan maddelerden biri olması nedeniyle önemli; ancak son iadeyle doğrudan bağlantılı olduğu söylenemez.
Üretimdeki toparlanma ihracat sorunlarını ortadan kaldırmıyor
Üzüm sektöründeki gelişmeler, yalnızca gıda güvenliği ve ihracat denetimleriyle sınırlı değil. Tarım yazarı Gazi Kutlu’nun Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, üreticilerin pazarlama ve fiyat sorunlarıyla karşı karşıya bulunduğu, pestisit nedeniyle yaşanan iadelerin de sektördeki sıkıntıları artırdığı aktarıldı.
Kutlu’nun paylaştığı verilere göre, geçen yıl zirai don nedeniyle yaklaşık 4 milyon ton seviyesinden 2,5 milyon tona gerileyen üzüm rekoltesinin bu yıl 3,8 milyon tona ulaşması bekleniyor. Ancak üretimde beklenen artışın üreticinin gelirine aynı ölçüde yansımadığına dikkat çekildi.
Haberde ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından geçen yıl kilogramı 120 liradan alınan kuru üzüm için bu yıl 95 lira seviyesinin söz konusu olduğu belirtildi. Bu fiyatlar, haberde aktarılan kuru üzüm alım fiyatlarıdır; sofralık yaş üzümün piyasa fiyatı olarak değerlendirilmemelidir.
Üretimdeki toparlanmanın üretici açısından ekonomik rahatlama sağlaması için ürünün uygun fiyatla pazarlanabilmesi kadar, hedef pazarlarda aranan kalite ve gıda güvenliği koşullarının karşılanması da önem taşıyor. Sınırda geri çevrilen ürünler ise ihracatçı firmalar açısından sevkiyatın yeniden yönlendirilmesi, taşıma ve depolama süreçleri ile ticari kayıplar gibi ek sorunlar doğurabiliyor. Son sevkiyatın mali büyüklüğüne ilişkin açıklanmış bir rakam bulunmadığından, oluşan zararın tutarı konusunda kesin bir hesaplama yapılamıyor.
İade edilen üzümler iç piyasada satılacak mı?
Sınırda geri çevrilen tarım ürünleriyle ilgili kamuoyunun en çok merak ettiği konulardan biri, bu ürünlerin Türkiye’ye döndükten sonra nasıl işlem göreceği. Ancak 14,1 tonluk son üzüm sevkiyatının Türkiye’ye döndükten sonraki akıbeti hakkında açıklanmış bir bilgi bulunmuyor.
Bir ürünün AB pazarına kabul edilmemesi, tek başına o ürünün Türkiye’de satışa sunulduğunu veya sunulacağını kanıtlamaz. İade edilen ürünlerin imha edilmesi, mevzuata uygun başka işlemlere tabi tutulması ya da yeniden değerlendirilmesi gibi olasılıklar, somut sevkiyata ilişkin resmî bilgi olmadan kesin sonuç şeklinde aktarılamaz.
Bu nedenle son sevkiyat açısından yanıt bekleyen sorular arasında ürünlerin Türkiye’ye ulaşıp ulaşmadığı, ulaştıysa hangi işlemlerin uygulandığı ve iç piyasaya arz edilip edilmediği bulunuyor.
İç piyasadaki denetimler de önem taşıyor
Pestisit kalıntısı konusu, ihracatın yanı sıra tüketicinin gıda güvenliği bakımından da önem taşıyor. Avrupa Birliği sınırında yapılan analizlerin ortaya çıkardığı uygunsuzlukların ardından, Türkiye’de piyasaya sunulan yaş meyve ve sebzelerdeki denetimlerin kapsamı da gündeme geliyor.
Ancak yalnızca ihracattan dönen sevkiyatlara bakarak Türkiye’de satılan bütün üzümlerin risk taşıdığı sonucuna varılamaz. Aynı şekilde, bir sevkiyatın ihracat için belirlenen kalıntı limitini aşması da tek başına o ürünün tüketilmesi halinde kesin olarak sağlık zararı oluşturduğunu göstermez. Riskin değerlendirilmesi; tespit edilen maddenin türü, miktarı, maruziyet düzeyi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılmalıdır.
Üretim aşamasında doğru pestisit kullanımı, hasat öncesi bekleme sürelerine uyulması, izlenebilirlik ve düzenli laboratuvar kontrolleri bu açıdan önem taşıyor. İhracat ürünlerinde tespit edilen uygunsuzlukların nedenlerinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması hem üreticinin pazara erişimi hem de tüketicinin güvenli gıdaya ulaşması açısından kritik rol oynuyor.
Bulgaristan’ın 14,1 tonluk üzüm sevkiyatını geri çevirmesi, Türkiye’nin üzüm ihracatında kalıntı limitlerine uyum konusunu yeniden gündeme taşıdı. Ağustos ve eylül aylarında bildirilen iadelerle birlikte değerlendirildiğinde, üretimden hasada ve ihracat öncesi kontrole kadar uzanan süreçte denetim ve izlenebilirliğin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Son sevkiyatta hangi maddenin tespit edildiği, limitin ne kadar aşıldığı ve ürünlerin Türkiye’ye döndükten sonraki akıbeti ise açıklığa kavuşturulması gereken başlıklar arasında yer alıyor.