Dolar 49,5415
Euro 55,6530
Altın 6.649,64
BİST 11.721,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
15°C
Hafif Yağmurlu
Pts 17°C
Sal 20°C
Çar 20°C
Per 20°C

Türkiye’den Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a: Bu araştırmaya izin yok

Türkiye’den Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a: Bu araştırmaya izin yok
19 Ekim 2026 07:42

Yunanistan, Fransa, İtalya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) katılımıyla planlanan askerî tatbikat ve Doğu Akdeniz’deki deniz tabanı araştırması, Ankara ile Atina arasındaki deniz yetki alanları tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, yayımladığı NAVTEX ile hem tatbikat bölgesine ilişkin itirazını bildirdi hem de GKRY’nin araştırma planını kabul etmediğini duyurdu. Savunma uzmanı Turan Oğuz ise araştırma gemisinin askerî unsurlar eşliğinde tartışmalı bölgeye girmesi ihtimalinin yeni bir gerilime yol açabileceği uyarısında bulundu.

Dört ülkenin katılacağı tatbikat için geri sayım

Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz faaliyetleri nedeniyle yeni bir diplomatik hareketlilik yaşanıyor. Yunanistan’ın Fransa, İtalya ve GKRY ile birlikte düzenlemeyi planladığı çok uluslu askerî tatbikat, ülkeler arasındaki deniz yetki alanları anlaşmazlığını yeniden gündeme getirdi.

Yunanistan’ın 15 Ekim’de yayımladığı NAVTEX’e göre tatbikatın 19 Ekim’de, Meis Adası’nın güneyindeki iki ayrı bölgede gerçekleştirilmesi planlandı. Türkiye ise 16 Ekim’de yayımladığı karşı NAVTEX ile Yunanistan’ın bu bölgedeki denizcilik duyurusuna ilişkin itirazını bildirdi.

NAVTEX, denizcilere seyir güvenliği açısından önemli faaliyetleri ve tehlikeleri duyurmak amacıyla kullanılan uluslararası bir bildirim sistemidir. Bu tür duyurular, denizde hangi faaliyetin nerede ve ne zaman gerçekleştirileceğini gösterirken, taraflar arasındaki yetki alanı anlaşmazlıklarını da gündeme taşıyabiliyor.

Asıl anlaşmazlık deniz tabanındaki araştırma planında

Bölgedeki gelişmeler yalnızca askerî tatbikatla sınırlı değil. GKRY’nin Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs Adası’nın batısında gerçekleştirmeyi planladığı jeofizik araştırma da Ankara’nın itiraz ettiği başlıklar arasında yer alıyor.

GKRY, 15 Ekim tarihli NAVTEX ile 21 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında East to Med Corridor (EMC) adlı deniz altı kablo sistemi kapsamında araştırma yapılacağını duyurdu. Plan doğrultusunda bir araştırma gemisinin deniz tabanına ilişkin jeofizik çalışmalar yürütmesi öngörülüyor.

Jeofizik araştırmalar, deniz tabanının yapısını ve fiziksel özelliklerini incelemek amacıyla gerçekleştiriliyor. Bu tür çalışmalar, deniz altından kablo döşenmesi gibi projelerin hazırlanmasında kullanılabiliyor. Ancak araştırmanın yapılacağı bölgenin hangi ülkenin deniz yetki alanında kaldığına ilişkin anlaşmazlıklar, teknik bir faaliyeti diplomatik bir meseleye dönüştürebiliyor.

Türkiye, 16 Ekim’de yayımladığı NAVTEX ile söz konusu araştırma alanının kendi kıta sahanlığı içerisinde bulunduğunu belirterek faaliyeti kabul etmediğini bildirdi. Böylece tartışma, bir tarafta planlanan araştırma faaliyeti, diğer tarafta ise Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin itirazı üzerinden şekillendi.

Türkiye neden karşı çıkıyor?

Kıta sahanlığı, kıyı devletlerinin deniz altındaki doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi konusunda uluslararası hukuktan doğan haklarıyla ilgili bir kavram. Deniz yetki alanlarının sınırları konusunda ülkeler arasında görüş ayrılığı bulunması hâlinde, aynı bölge üzerinde farklı hak iddiaları ortaya çıkabiliyor.

Türkiye ile Yunanistan ve GKRY arasında Ege ve Doğu Akdeniz’de uzun süredir devam eden anlaşmazlıkların önemli başlıklarından biri de bu alanların sınırları. Ankara, kendi kıta sahanlığında bulunduğunu değerlendirdiği bölgelerde yapılacak faaliyetlerin Türkiye’nin hak ve menfaatleri dikkate alınarak yürütülmesi gerektiğini savunuyor.

Bu nedenle Ankara’nın itirazı yalnızca araştırma gemisinin denizde bulunmasına değil, faaliyetin planlandığı alanın hukuki statüsüne ilişkin anlaşmazlığa dayanıyor. Bununla birlikte, bir bölgenin hangi ülkenin deniz yetki alanında bulunduğuna ilişkin ihtilafların değerlendirilmesinde ilgili uluslararası hukuk kuralları ve somut coğrafi koşullar önem taşıyor.

Araştırma gemisine askerî koruma sağlanması endişesi

Savunma uzmanı Turan Oğuz, Türkiye Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede, planlanan tatbikat ile deniz tabanında gerçekleştirilecek araştırmanın birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Oğuz’un değerlendirmesine göre, uluslararası sularda askerî tatbikat yapılmasıyla Türkiye’nin kıta sahanlığı konusunda hak iddia ettiği bir bölgede araştırma yürütülmesi aynı hukuki ve siyasi mesele değil. Uzman, araştırma gemisinin Türkiye’nin itiraz ettiği alana askerî gemilerin refakatinde girmesinin, denizdeki gerilimi artırabilecek bir gelişme olacağını belirtti.

Oğuz ayrıca, dört ülkenin askerî gemilerinin bulunduğu bir ortamda araştırma gemisinin bölgeye yönelmesi durumunda Türk Silahlı Kuvvetlerinin deniz, hava ve denizaltı unsurlarıyla gelişmeleri takip edebileceğini ve Türkiye’nin itiraz ettiği bir girişime karşı tedbir alabileceğini değerlendirdi.

Bu açıklamalar, savunma uzmanının olası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini yansıtıyor. Araştırma gemisine askerî koruma sağlanacağına veya Türkiye ile diğer ülkelerin askerî unsurlarının karşı karşıya geleceğine ilişkin kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor.

Ankara’dan hak ve menfaatler konusunda kararlılık mesajı

Türkiye Gazetesi’nin haberinde aktarılan diplomatik kaynak değerlendirmesinde, Yunan medyasında tatbikatın doğrudan Türkiye’ye karşı düzenlendiği veya deniz altı kablo çalışmalarıyla bağlantılı olduğu yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi.

Aynı değerlendirmede Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini her koşulda koruma konusundaki kararlılığı vurgulandı. Bu yaklaşım, Ankara’nın askerî tatbikatlara ilişkin itirazları ile deniz yetki alanları konusundaki tutumunu ayrı başlıklarda ele aldığını gösteriyor.

Öte yandan, tatbikatın dört ülkenin katılımıyla planlanması tek başına Türkiye’ye karşı bir askerî operasyon düzenleneceği anlamına gelmiyor. Gerilimin boyutunu belirleyecek temel unsurlar arasında tatbikatın uygulanışı, araştırma gemisinin izleyeceği rota ve tarafların deniz yetki alanlarına ilişkin tutumları bulunuyor.

Gözler 21 Ekim-2 Kasım arasındaki araştırma takviminde

Doğu Akdeniz’de önümüzdeki dönemde yakından izlenecek başlıklardan biri, GKRY’nin 21 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirmeyi planladığı jeofizik araştırma olacak. Türkiye’nin yayımladığı NAVTEX ile faaliyete itiraz etmesinin ardından, araştırma planının nasıl uygulanacağı önem kazandı.

Bununla birlikte, Türkiye’nin hangi somut tedbirleri alacağına veya bölgede askerî unsurların nasıl görevlendirileceğine ilişkin ayrıntılar resmî açıklamalar ve sahadaki gelişmeler doğrultusunda netleşebilir. Mevcut bilgiler, Ankara’nın araştırma faaliyetini kabul etmediğini ortaya koyarken, olası bir askerî karşılaşmanın kesinleştiğini göstermiyor.

Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin önümüzdeki günlerde hem diplomatik açıklamalar hem de denizcilik duyuruları üzerinden takip edilmesi bekleniyor. Tatbikatın uygulanışı ve araştırma gemisinin faaliyetlerine ilişkin gelişmeler, tarafların deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlığının seyrini etkileyebilecek başlıklar arasında yer alıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.