Trump: Türkiye’yi risk listesine aldı

ABD yönetimi, Çin menşeli ürünlerin yüksek Amerikan gümrük vergilerinden kaçınmak amacıyla üçüncü ülkeler üzerinden ABD pazarına yönlendirildiği iddiasıyla yeni bir rapor yayımladı. Beyaz Saray’ın hazırladığı çalışmada 40’tan fazla ülke yasa dışı aktarma ticareti açısından yüksek riskli olarak değerlendirilirken Türkiye de listede yer aldı. Türkiye ayrıca Çin ile ekonomik entegrasyonu yüksek ülkelerin bulunduğu ikinci gruba ve “gelişmiş lojistik platformları” kategorisine dahil edildi.
ABD ile Çin arasında uzun süredir devam eden ticaret rekabeti, üçüncü ülkelerin de doğrudan mercek altına alındığı yeni bir aşamaya taşındı. Beyaz Saray Ticaret ve İmalat Politikası Ofisi tarafından hazırlanan raporda, Çin kaynaklı malların farklı ülkeler üzerinden geçirilerek daha düşük gümrük tarifeleriyle ABD’ye sokulabileceği öne sürüldü. Raporda bu amaçla yeniden etiketleme, paketleme, faturalandırma ve ürünün menşe bilgisinin değiştirilmesi gibi yöntemlerin kullanılabileceği savunuldu. Türkiye ise hem üretim ve lojistik kapasitesi hem de Çin ile olan ticari bağlantıları nedeniyle dikkat çekilen ülkeler arasında gösterildi.
ABD ÇİN MALLARININ ÜÇÜNCÜ ÜLKELERDEN GEÇİRİLDİĞİNİ SAVUNUYOR
ABD yönetiminin hazırladığı raporun merkezinde Çin’den gelen ürünlere uygulanan yüksek gümrük vergilerinin aşılmaya çalışıldığı iddiası bulunuyor. Washington, bazı malların doğrudan Çin’den gönderilmek yerine üçüncü ülkeler üzerinden ABD’ye ulaştırıldığını değerlendiriyor. Bu yöntemle ürünlerin gerçek menşeinin gizlenerek daha düşük vergi oranlarından yararlanılabileceği ileri sürülüyor. Raporda bu ticaret biçimi ABD’nin tarife politikasını etkisizleştiren önemli bir risk olarak tanımlanıyor. Beyaz Saray bu nedenle yalnızca Çin’i değil, ürünlerin geçişinde kullanılabilecek ülkeleri de yakından incelemeye aldı.
40’TAN FAZLA ÜLKE RİSK LİSTESİNE ALINDI
Beyaz Saray’ın çalışmasında yasa dışı aktarma ticareti bakımından risk taşıdığı düşünülen 40’tan fazla ülkeye yer verildi. Listede farklı kıtalardan üretim, liman ve lojistik kapasitesi yüksek ülkeler bulunuyor. ABD yönetimi bu ülkelerin tamamının yasa dışı işlem yaptığı yönünde kesin bir tespit ortaya koymuyor. Sınıflandırma, Çin bağlantılı malların ABD’ye yönlendirilmesinde kullanılabilecek ticari ve lojistik kapasite üzerinden oluşturuluyor. Türkiye de bu değerlendirme kapsamında Washington’ın yakından izlediği ülkelerden biri haline geldi.
TÜRKİYE İKİNCİ RİSK GRUBUNDA GÖSTERİLDİ
Türkiye, raporda Çin ile ekonomik entegrasyonu yüksek ve büyük ölçekli ticari kapasiteye sahip ülkelerin bulunduğu ikinci grupta yer aldı. Aynı grupta Brezilya, Endonezya, Malezya, Tayland ve Vietnam da bulunuyor. ABD yönetimi bu ülkelerin Çin kaynaklı tedarik zincirleriyle güçlü bağlantılara sahip olduğunu değerlendiriyor. Üretim kapasitesi, ara malı kullanımı, liman altyapısı ve bölgesel ticaret ağları risk değerlendirmesinde öne çıkan unsurlar arasında gösteriliyor. Türkiye’nin listeye girmesinde de sanayi ve lojistik kapasitesinin büyüklüğünün etkili olduğu belirtiliyor.
ABD’NİN İDDİASI MENŞE DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE KURULU
Raporda en fazla üzerinde durulan konulardan biri ürünlerin menşe bilgilerinin değiştirilmesi ihtimali oldu. Çin’den çıkan bir ürünün başka bir ülkede yeniden paketlanarak veya etiketlenerek farklı bir ülkenin malı gibi gösterilebileceği öne sürülüyor. Benzer şekilde yeniden faturalandırma veya sınırlı üretim işlemleriyle ticari belgelerin değiştirilebileceği değerlendiriliyor. ABD yönetimi bu yöntemlerin Çin’e uygulanan yüksek tarifelerden kaçınmak için kullanılabileceğini savunuyor. Washington’ın yeni yaklaşımı bu nedenle yalnızca ürünün geldiği son ülkeye değil, tüm üretim ve tedarik zincirine bakılmasını öngörüyor.
TÜRKİYE VE BREZİLYA RAPORDA AYRICA ELE ALINDI
Beyaz Saray raporunda Türkiye ile Brezilya diğer bazı ülkelerden ayrı biçimde değerlendirildi. Her iki ülkenin de büyük bölgesel üretim ve lojistik merkezleri olarak işlev görebileceği ifade edildi. ABD yönetimine göre bu kapasite, bazı ürünlerin yeniden yönlendirilmesi veya belirli işlemlerden geçirilerek farklı menşeli gösterilmesi açısından imkân oluşturabilir. Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki ticari konumu da bu değerlendirmede önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Ancak raporda Türkiye’deki belirli bir şirket veya işlemin yasa dışı olduğu yönünde somut bir hüküm paylaşılmıyor.
ÇİNLİ PARÇA VE FİNANSMAN DA TAKİP EDİLECEK
ABD’nin yeni yaklaşımı yalnızca ürünlerin üzerinde yazan menşe ülkesine bakılmasını yeterli görmüyor. Raporda malların üretiminde kullanılan Çin kaynaklı parçalar, ara ürünler ve girdilerin de incelenebileceği belirtiliyor. Çinli şirketlerin mülkiyet veya finansman ilişkileri de ürünün ticari geçmişinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek unsurlar arasında yer alıyor. Buna üretimin belirli aşamalarının Çin’de gerçekleştirilmesi ve sevkiyatın Çin bağlantılı firmalar üzerinden yapılması da ekleniyor. Böylece Washington’ın gümrük denetimlerini daha geniş bir tedarik zinciri analizine dönüştürmek istediği görülüyor.
TÜRKİYE “GELİŞMİŞ LOJİSTİK PLATFORMU” OLARAK SINIFLANDIRILDI
Türkiye raporda ikinci bir sınıflandırmada “gelişmiş lojistik platformları” arasında da gösterildi. Bu kategoride Türkiye’nin yanı sıra Belçika, Kanada, Hollanda, Singapur ve İsviçre bulunuyor. Söz konusu ülkelerin güçlü limanlara, gelişmiş gümrük sistemlerine, ticaret şirketlerine ve antrepo altyapısına sahip olduğu belirtiliyor. ABD yönetimi bu tür merkezlerin küresel yeniden ihracat sistemlerinde önemli rol oynadığı görüşünde. Türkiye’nin bu kategoride bulunması, Washington’ın ülkenin özellikle transit ticaret ve yeniden ihracat kapasitesini yakından takip edeceğine işaret ediyor.
PAKETLEME VE ETİKETLEME DE RİSK BAŞLIKLARI ARASINDA
Raporda yasa dışı aktarma ticaretinin yalnızca ürünün bir ülkeden diğerine taşınmasıyla sınırlı olmadığı anlatılıyor. Bazı malların üçüncü ülkelerde son montaj, test, ambalajlama veya etiketleme işlemlerinden geçirilebileceği değerlendiriliyor. Bu işlemlerin ürünün gerçek üretim kaynağını gizlemek amacıyla kullanılması halinde ABD gümrük kurallarının ihlal edilebileceği belirtiliyor. Bazı ticaret merkezlerinde ise ürünün fiziksel olarak çok az işlem görmesine rağmen yeni belgelerle yeniden ihraç edilebileceği öne sürülüyor. Washington bu nedenle ticari belgeler ile ürünün gerçek üretim sürecini birlikte incelemeyi planlıyor.
RAPOR ABD-ÇİN TİCARET SAVAŞININ YENİ AŞAMASINI GÖSTERİYOR
ABD’nin yayımladığı çalışma, Çin’e karşı uygulanan ticaret politikasının kapsamının genişlediğini ortaya koyuyor. Washington artık yalnızca Çin’den doğrudan yapılan ithalatı değil, üçüncü ülkeler üzerinden gerçekleşen ticareti de tarife politikasının bir parçası olarak değerlendiriyor. Bu durum küresel üretim zincirlerinde Çin ile yoğun çalışan ülkeler açısından yeni denetim ve gümrük baskıları anlamına gelebilir. Türkiye gibi önemli üretim ve lojistik merkezlerinin de ABD tarafından daha ayrıntılı biçimde incelenmesi gündeme gelebilir. Raporun ilerleyen dönemde yeni gümrük uygulamalarına veya ek ticaret önlemlerine dönüşüp dönüşmeyeceği ise henüz netleşmedi.
TÜRKİYE AÇISINDAN TİCARET DENETİMLERİ ÖNEM KAZANABİLİR
Türkiye’nin iki ayrı kategoride yer alması, ABD ile yapılan ticarette menşe ve tedarik zinciri kontrollerinin daha fazla önem kazanabileceğini gösteriyor. Özellikle Çin’den parça veya ara malı temin ederek Türkiye’de üretim yapan şirketlerin yeni denetimlerle karşılaşması olası hale gelebilir. ABD makamlarının ürünlerin Türkiye’de ne ölçüde dönüştürüldüğünü ve gerçek üretim sürecinin nerede gerçekleştiğini daha ayrıntılı incelemesi beklenebilir. Bununla birlikte raporda Türkiye’nin doğrudan yasa dışı aktarma yaptığına dair ülke çapında kesinleşmiş bir tespit bulunmuyor. Önümüzdeki dönemde Washington’ın raporu hangi somut ticaret ve gümrük kararlarına dönüştüreceği Türkiye açısından belirleyici olacak.