Tanju Özcan’dan tahliye talebi: Evde kedi gibi oturacağım

Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu yargılanan Tanju Özcan, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yaptı. Belediye şirketi ve vakfa gelir sağlamak amacıyla marketlerle reklam sözleşmesi yapılması, ruhsat işlemleri ve bir müteahhitle ilgili para iddiaları hakkında açıklamalarda bulunan Özcan, suçlamaları kabul etmedi. Savunmasının sonunda tahliye talebini kişisel sözleriyle dile getiren Özcan, “Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evde kedi gibi oturacağım” dedi.
Bolu Belediye Başkanı olduğu dönemde yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan’ın yargılandığı davada duruşma, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bolu Sosyal Bilimler Lisesi Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Davada esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapan Özcan, belediye faaliyetleri ve para ilişkileri üzerinden yöneltilen suçlamalara yanıt verdi.
Duruşmaya Ankara Sincan Cezaevi’nde bulunan Tanju Özcan ile belediye başkan yardımcılığı görevinden uzaklaştırılan Süleyman Can, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuklu sanıklar eski BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız ile eski Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi ve Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal da davada yer aldı. Tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları ise duruşma salonunda hazır bulundu.
Marketlerle reklam sözleşmesi savunması
Özcan’ın savunmasında öne çıkan başlıklardan biri, Bolu Bel AŞ ile BolSev Vakfına gelir sağlamak amacıyla kentteki marketlerle reklam sözleşmesi yapılması oldu. Bu amaçla market temsilcileriyle görüşüldüğünü kabul eden Özcan, toplantıda temsilcilere tekliflerini üst yönetime iletmelerini söylediklerini anlattı.
Söz konusu görüşmelerin irtikap suçlaması kapsamında değerlendirilmesine karşı çıkan Özcan, yazılı teklif verilmesini gerekçe göstererek, “İrtikap yapmak istesek yazılı teklif vermezdik” ifadelerini kullandı.
İrtikap suçlaması, bir kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kendisine veya başkasına haksız menfaat sağladığı iddiasıyla gündeme gelebiliyor. Özcan ise savunmasında, marketlerle yürütülen sürecin bu suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini ileri sürdü.
Denetim ve ceza iddialarına yanıt verdi
Savunmada ele alınan bir diğer konu, marketlerden olumlu yanıt alınamaması üzerine belediye denetimlerinin yapıldığı ve encümen kararlarıyla cezalar uygulandığı yönündeki iddialardı.
Özcan, belediyede gerçekleştirilen incelemelerde denetimlerin hukuka uygun olduğunun tespit edildiğini savundu. Böylece reklam sözleşmeleriyle belediye denetimleri arasında kurulduğu ileri sürülen bağlantıya itiraz etti.
Bu başlıkta Özcan’ın açıklamaları kendi savunmasını oluştururken, iddiaların ve dosyadaki delillerin hukuki değerlendirmesi mahkemenin kararına bağlı bulunuyor.
Ruhsat karşılığında rüşvet iddiasını reddetti
Tanju Özcan’ın yanıt verdiği bir başka suçlama ise bir kafeye ruhsat verilmesi sürecinde rüşvet alındığı iddiası oldu. Özcan, söz konusu olayda yapıldığı ileri sürülen görüşmelerin kendisi dışında gerçekleştirildiğini savundu.
Özcan, rüşvet talep ettiği veya aldığı yönündeki iddiaları kabul etmedi. Savunmasında, rüşvete aracılık etmekle suçlanan Mustafa Altındal’ın ve müştekilerin beyanlarında kendisinin para istediğini ya da aldığını gösteren bir ifade bulunmadığını ileri sürdü.
Bu açıklamalar, Özcan’ın hakkındaki suçlamalara karşı geliştirdiği savunmanın bir parçası olarak duruşmaya yansıdı. İddiaların doğruluğu ve sanıkların hukuki sorumluluğu konusunda nihai değerlendirme ise yargılama sonucunda yapılacak.
Müteahhitle ilgili para iddialarına da değindi
Savunmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de Bolu’da müteahhitlik yapan N.G. ile ilgili iddialardı. Özcan, söz konusu kişinin belediyedeki işlemlerinin yapılmadığı veya yavaşlatıldığı yönündeki anlatımlara karşı çıktı. Daha önceden aralarında husumet bulunduğunu belirttiği kişinin ifadelerinde farklı para miktarlarının geçtiğini söyledi.
Özcan, N.G. ile para konuşmadığını savunarak, reklam desteği verileceğini bildiğini ancak ne kadar ödeme yapılacağından haberdar olmadığını ifade etti. Bu konuya ilişkin savunmasında, “1 milyon 500 bin lira vereceğini bilsem ‘2 milyon 500 bin ver’ derdim” sözlerini kullandı.
Özcan’ın bu sözleriyle, reklam desteğiyle ilgili para miktarını önceden bilmediğini anlatmaya çalıştığı görüldü. Ancak savunmada dile getirilen bu açıklamalar, dosyadaki iddiaların mahkeme tarafından nasıl değerlendirileceği konusunda tek başına sonuç oluşturmuyor.
“Oğluma kız istemek istiyorum”
Duruşmanın sonunda Tanju Özcan’ın tahliye talebini dile getirirken kullandığı ifadeler öne çıktı. Tutukluluk hâlinin sona ermesini istediğini belirten Özcan, ailesiyle ilgili planlarını da anlattı.
Özcan, “Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evde kedi gibi oturacağım” dedi.
Özcan’ın sözleri, duruşmanın en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Belediye gelirleri, reklam sözleşmeleri, ruhsat işlemleri ve para iddiaları üzerinden yaptığı savunmanın ardından tahliye talebini bu ifadelerle dile getiren Özcan’ın hukuki durumu, mahkemenin değerlendirmesi sonucunda netleşecek.
Kararı mahkeme verecek
Tanju Özcan’ın esas hakkındaki mütalaaya karşı yaptığı savunmada, hakkındaki suçlamaları kabul etmediği ve çeşitli olaylara ilişkin kendi açıklamalarını sunduğu görüldü. Marketlerle reklam sözleşmesi yapılması, belediye denetimleri, ruhsat işlemleri ve müteahhitle ilgili para iddiaları davanın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Özcan’ın tahliye talebi de duruşmanın önemli gündem maddelerinden biri oldu. Bununla birlikte sanığın savunması, iddiaların kesin olarak sonuçlandığı anlamına gelmiyor. Dosyadaki delillerin değerlendirilmesi ve hukuki kararın verilmesi mahkemenin yetkisinde bulunuyor.