İstanbul’da “Dadı Ofisi” Maskesiyle Vurgun

İstanbul Gayrettepe’de bebek bakıcılığı ofisi görünümü altında faaliyet gösteren bir çetenin, “oturma izni çıkaracağız” vaadiyle Filipinli göçmenleri dolandırdığı ortaya çıktı. Liderliğini Melody A. ve Lorena E.’nin yaptığı öne sürülen şebeke, mağdur başına 2 bin dolar topladı. Polis kontrolünde sahte kartlar deşifre oldu, 11 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Çocuk Bakıcılığı Ofisi Görünümü Altında Sistemli Yapı
Soruşturma dosyasına göre Gayrettepe ve çevresinde faaliyet gösteren iki ofis resmi olarak bebek bakıcılığı hizmeti veriyordu. Ancak bu ofislerin arka planda yasa dışı bir organizasyonun merkez üssü olduğu iddia edildi.
Ofislerin özellikle Türkiye’ye yeni gelen Filipinli kadınlara yönelik çalıştığı, güven kazanmak için “iş bulma ve yasal statü sağlama” vaadi sunduğu belirlendi. Polis, ofislerin tabela ve faaliyetlerinin bilinçli şekilde kamuflaj amacı taşıdığını değerlendiriyor.
“Oturma İzni Ayarlayacağız” Diyerek Güven Aşıladılar
İddiaya göre çete liderleri, Türkiye’ye yeni gelen ve mevzuatı bilmeyen göçmenlere “burada her şeyi biz hallederiz” diyerek güven verdi.
Yasal oturum kartı çıkarılacağı sözü karşılığında kişi başı 2 bin dolar talep edildi. Toplamda 7 mağdurdan yaklaşık 14 bin dolar toplandığı, bu miktarın güncel kurla 650 bin TL’yi bulduğu tespit edildi.
Sahte Kartlar Profesyonel Şekilde Hazırlandı
Polis raporlarına göre mağdurlara verilen oturum kartları görsel olarak resmi belgelerle neredeyse ayırt edilemeyecek düzeydeydi.
Kartların üzerinde hologram benzeri detaylar ve seri numaraları bulunduğu, ancak Göç İdaresi sisteminde hiçbir kaydın olmadığı ortaya çıktı. Bu durum, olayın amatör değil organize ve planlı bir yapı olduğunu gösterdi.
Tuzak Polis Çevirmesinde Patladı
Dolandırıcılık zinciri, mağdurların günlük hayatta polis kontrolüne takılmasıyla ortaya çıktı.
Kimlik kontrolü sırasında kartların sistemde görünmemesi üzerine sahtecilik anlaşılınca mağdurlar büyük şok yaşadı. Ardından yapılan şikayetler soruşturmanın fitilini ateşledi.
Teknik Takip Aylarca Sürdü
İstanbul Emniyeti’nin şikayetler sonrası başlattığı teknik takipte, ofislere giriş-çıkışlar ve para trafiği mercek altına alındı.
Dijital yazışmalar, banka hareketleri ve mağdur ifadeleri eşleştirildi. Operasyonun, delillerin olgunlaştırılmasının ardından eş zamanlı gerçekleştirildiği öğrenildi.
3 İlde Eş Zamanlı Baskın
İstanbul merkezli operasyon Eskişehir ve Kocaeli’yi de kapsadı.
Toplam 11 şüpheli gözaltına alındı. Bunların 9’unun Filipinli, 2’sinin Türk vatandaşı olduğu belirtildi. Lider konumundaki Melody A. ve Lorena E. de yakalanan isimler arasında.
Ofislerden Sahte Belgeler ve Dijital Arşiv Çıktı
Operasyon sırasında ofislerde çok sayıda sahte oturum kartı taslağı, yazıcı ekipmanı ve dijital veri depolama cihazı ele geçirildi.
Ayrıca dolandırıcılıktan elde edildiği değerlendirilen nakit para ve ödeme listeleri bulundu. Bu belgelerin yeni mağdurlara işaret edebileceği değerlendiriliyor.
“Nitelikli Dolandırıcılık” Suçlamasıyla Adliyeye Sevk
Şüpheliler “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlamalarıyla adliyeye sevk edildi.
Örgütlü yapı tespiti yapılması halinde suç vasfının ağırlaşabileceği ve ceza miktarının artabileceği belirtiliyor.
Göçmenlerin Hukuki Bilgisizliği İstismar Edildi
Uzmanlara göre bu tür dolandırıcılıklarda en büyük risk grubu, mevzuatı bilmeyen yeni göçmenler.
Dil bariyeri ve resmi prosedürlere erişim eksikliği, şebekelerin işini kolaylaştırıyor. Bu olay da aynı modelle işlendi.
Hemşehri Güveni Silah Gibi Kullanıldı
Çetenin kendi vatandaşlarını hedef alması, güven ilişkisinin bilinçli şekilde istismar edildiğini gösteriyor.
Aynı dili konuşmanın ve aynı ülkeden olmanın sağladığı yakınlık, dolandırıcılığın temel aracı haline getirildi.
Dosya Genişleyebilir
Emniyet kaynakları, ele geçirilen dijital materyallerde yeni isimlerin bulunduğunu belirtiyor.
Mağdur sayısının artması halinde ikinci dalga operasyon ihtimali masada.
İstanbul’da Göçmen Dolandırıcılığı Alarmı
Bu olay, göçmenleri hedef alan organize suç ağlarının İstanbul’da sistemli şekilde faaliyet gösterebildiğini ortaya koydu.
Uzmanlar, Göç İdaresi ve emniyet birimleri arasında veri paylaşımının artırılması gerektiğini vurguluyor.
“Dadı ofisi” maskesiyle kurulan bu yapı, yalnızca maddi dolandırıcılık değil; göçmenlerin hukuki statüsünü tehlikeye atan ciddi bir suç organizasyonu iddiası taşıyor. Sahte oturum kartı dağıtılması, mağdurları sınır dışı edilme riskiyle bile karşı karşıya bırakabilecek sonuçlar doğurabilirdi. Soruşturmanın genişlemesi halinde dosyanın çok daha büyük bir ağa uzanması sürpriz olmayacak.