Altaylı: Fon soruşturmasında 7’si yalan 3’ü doğru olacak

Gazeteci Fatih Altaylı, fon ve borsa soruşturması etrafında büyüyen tartışmalarla ilgili kaleme aldığı yazıda, medya kuruluşları ve gazeteciler için dikkat çekici bir uyarıda bulundu. Altaylı, soruşturmanın siyasi ve ekonomik boyutları üzerinden farklı grupların birbirleriyle mücadele edebileceğini belirterek, bu süreçte gazetecilerin kendilerine ulaştırılan bilgileri titizlikle doğrulaması gerektiğini savundu.
Altaylı’ya göre soruşturmayla ilgili bilgi akışının bir bölümü gazetecileri yönlendirmek amacıyla kullanılabilir. Gazetecilerin iyi niyetle haber peşinde koşarken manipülatif bir bilgi akışının parçası haline gelebileceğini belirten Altaylı, özellikle doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerin kamuoyuna aktarılmasının soruşturmanın seyrini etkileyebileceği görüşünü dile getirdi.
Soruşturmada dikkat çeken rakamlar
Altaylı yazısında, kendi aktardığı soruşturma verilerine göre gelinen noktayı rakamlarla değerlendirdi. Buna göre 175 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. Bu kişilerden 50’si tutuklandı. 93 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı, 22 kişi hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Ayrıca 10 kişinin gözaltındaki işlemlerinin sürdüğü belirtildi.
Soruşturma kapsamında çok sayıda kişi ve şirketin milyarlarca liralık para ve mal varlığı hakkında da dondurma tedbirleri uygulandığını aktaran Altaylı, soruşturmanın kapsamının genişlediğine dikkat çekti. Bu rakamlar Altaylı’nın 30 Eylül 2026 tarihli yazısında aktardığı bilgilerden oluşuyor.
“Doğru bilgilerle yanlış bilgiler birlikte servis edilebilir”
Altaylı, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında gazetecilere bilgi aktarımının daha da önem kazanacağını savundu. Bazı kişilerin soruşturmayı yürütenleri baskı altına almak veya sürecin yönünü değiştirmek amacıyla doğrudan medya üzerinden etkili olmaya çalışabileceğini öne süren Altaylı, bu nedenle gazetecilerin kendilerine ulaşan bilgileri doğrulamadan yayımlamaması gerektiğini ifade etti.
Bu noktada dikkat çeken değerlendirmesini de paylaşan Altaylı, kendilerine ulaştırılacak haberlerin önemli bir bölümünün doğru, bir bölümünün ise yanlış olabileceğini söyledi. Altaylı, “Emin olun, bu haberlerin yedisi doğru, üçü ise yalan olacak” sözleriyle, doğru bilgilerin arasına yanlış bilgilerin yerleştirilmesi ihtimaline karşı uyarıda bulundu.
Muhalefete de bilgi aktarılabileceğini savundu
Altaylı, yalnızca gazetecilerin değil, muhalefet partilerinin de bu süreçte dikkatli davranması gerektiğini belirtti. Soruşturmadan rahatsız olan bazı kişilerin muhalefet temsilcilerine de bilgi aktarabileceğini ileri süren Altaylı, doğrulanmamış bilgilerin siyasi tartışmalar içerisinde kullanılmasının soruşturmanın asıl konusunun önüne geçebileceğini savundu.
Yazısında Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin daha önce yaptığı, kendilerine ulaşan her bilgiyi kamuoyuyla paylaşmadıkları ve dikkatli davrandıkları yönündeki açıklamasına da değinen Altaylı, bu yaklaşımın sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Altaylı yazısının sonunda, soruşturmanın takip edilmesiyle soruşturmanın tarafları arasındaki hesaplaşmada araç haline gelmenin birbirinden farklı olduğunu ifade etti. Gazetecilerin ve siyasilerin bir yandan soruşturmanın kamuoyu tarafından takip edilmesini sağlaması, diğer yandan ise doğrulanmamış bilgiler üzerinden sürecin yönlendirilmesine izin vermemesi gerektiğini savundu.