Arınç 19 yıl sonra sessizliğini bozdu

Eski Milli Eğitim ve Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’nun, 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin Bülent Arınç ve Abdullah Gül’ü hedef alan açıklamaları siyaset gündeminde yeni bir tartışma başlattı. Mumcu’nun, Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın FETÖ ile iş birliği yaparak Recep Tayyip Erdoğan’a karşı kumpas kurduğu yönündeki iddialarına Arınç’tan çok sert yanıt geldi. Yaklaşık 20 yıldır Mumcu ile herhangi bir görüşmesinin olmadığını söyleyen Arınç, yapılan açıklamaların doğrudan kendisini ve Abdullah Gül’ü hedef aldığını belirterek sessiz kalamayacağını ifade etti. Arınç, Mumcu’nun iddialarını kesin bir dille reddederken, “Kendisi burada da çok büyük bir yalanın içerisindedir” sözleriyle çıkış yaptı. Tartışmanın odağında ise 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi, 367 krizi ve o dönemde Meclis’te yaşanan siyasi süreçler yer aldı.
MUMCU’NUN SÖZLERİ ESKİ TARTIŞMALARI YENİDEN GÜNDEME TAŞIDI
Erkan Mumcu’nun 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmeler, uzun süre sonra siyasetin eski dosyalarını yeniden açtı. Mumcu’nun açıklamalarında, Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ı hedef alan ağır ifadeler kullanması dikkat çekti. Bu çıkış, özellikle AK Parti’nin ilk yıllarındaki kritik döneme ilişkin yeni bir polemiğin fitilini ateşledi. 2007 seçimi, 367 tartışması ve o dönemde Meclis’te yaşanan krizler yeniden kamuoyunun gündemine geldi. Böylece yıllar önce kapanmış görünen siyasi hesaplaşma, yeni açıklamalarla bir kez daha tartışılmaya başlandı.
ARINÇ: “ÇOK BÜYÜK BİR YALANIN İÇERİSİNDE”
Bülent Arınç, Mumcu’nun iddialarına verdiği yanıtta en sert ifadelerinden birini “çok büyük bir yalanın içerisindedir” sözleriyle kullandı. Mumcu ile yaklaşık 20 yıldır herhangi bir temasının olmadığını belirten Arınç, buna rağmen kendisi ve Abdullah Gül’ün hedef alınması nedeniyle konuşma ihtiyacı duyduğunu söyledi. Arınç, 2007’de yaşanan sürecin bugün anlatıldığı gibi olmadığını, olayların farklı bir çerçevede sunulmaya çalışıldığını savundu. Özellikle Cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Böylece tartışma, yalnızca siyasi bir görüş ayrılığı olmaktan çıkıp doğrudan “yalan” suçlamasına kadar uzandı.
2007 CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI SÜRECİNİ ANLATTI
Arınç, açıklamasında 2007’de Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığı sürecine ilişkin kendi tanıklığını da aktardı. 23 Nisan 2007’de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeden söz eden Arınç, bu görüşmede Cumhurbaşkanlığı adaylığının ele alındığını ifade etti. Arınç’ın anlatımına göre görüşmenin sonunda Erdoğan, “Hayırlı olsun, bizim de adayımız Abdullah Bey’dir” dedi. Bu sözlerle birlikte Abdullah Gül’ün adaylığının netleştiğini belirten Arınç, sonradan ortaya atılan kumpas iddialarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Böylece Arınç, tartışmalı dönemi kendi cephesinden ayrıntılı biçimde yeniden yorumladı.
367 KRİZİNDE EN AĞIR SUÇLAMA: “KUMPASIN İÇİNDEYDİ”
Arınç’ın açıklamasındaki en dikkat çekici ve sert başlıklardan biri, Erkan Mumcu’yu doğrudan 367 süreci üzerinden hedef alması oldu. Arınç, Anavatan Partisi’nin ve Doğru Yol Partisi’nin oylamaya katılmamasını hatırlatarak, bu tavrın süreci kilitlediğini savundu. Meclis’te Cumhurbaşkanlığı seçimi için yeterli sayının oluşmamasıyla birlikte yaşanan siyasi tıkanmanın, sonraki anayasal krizin önünü açtığını belirtti. Bu noktada Mumcu için “kumpasın içerisinde” ifadesini kullanan Arınç, söz konusu sürecin siyasi sorumlularından biri olarak eski bakanı işaret etti. Bu suçlama, iki isim arasındaki tartışmayı çok daha sert ve doğrudan bir boyuta taşıdı.
“20 KİŞİLİK GRUBUNU BİR ODAYA KİLİTLEDİ” İDDİASI
Arınç, açıklamalarında o döneme ilişkin çarpıcı bir iddiayı da yeniden gündeme getirdi. Buna göre Erkan Mumcu’nun, 20 kişilik milletvekili grubunun Cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmasını engellemek için onları bir odada tuttuğu yönünde Ankara kulislerinde uzun süredir konuşulan iddialar bulunduğunu dile getirdi. Arınç, bu anlatımla Mumcu’nun yalnızca siyasi tutum almakla kalmadığını, fiilen oylamayı engelleyen isimlerden biri olduğunu ima etti. Oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması sonrasında Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararını verdiğini hatırlattı. Arınç’a göre bu süreç, Türkiye’de siyaset ve hukuk dengesini derinden etkileyen kırılmalardan birine dönüştü.
ERKEN SEÇİM VE HALKIN CUMHURBAŞKANI SEÇMESİ SÜRECİ
367 krizinin ardından Türkiye’de siyasetin yönü tamamen değişti ve süreç erken seçime kadar uzandı. Arınç, o dönemde yaşanan tıkanmanın yalnızca bir Meclis aritmetiği meselesi olmadığını, daha büyük bir siyasi sonuç doğurduğunu savundu. Seçimin tıkanmasının ardından Türkiye erken seçime gitti ve sonrasında Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin yolu açıldı. Bu dönüşüm, Türkiye’nin siyasal sisteminde önemli bir kırılma olarak değerlendirildi. Arınç’ın sözleri, Mumcu’nun o günkü tavrının yalnızca kısa vadeli bir siyasi hamle değil, uzun vadeli sonuçlar doğuran bir adım olduğu tezine dayandı.
“SİYASİ HAYATINI SONLANDIRMAKLA KARŞILIĞINI BULDU”
Bülent Arınç, Mumcu’ya yönelik eleştirilerini yalnızca geçmiş süreçle sınırlı tutmadı, siyasi kariyeri üzerinden de sert değerlendirmelerde bulundu. Arınç, Mumcu’nun o dönemde attığı adımların karşılığını kendi siyasi hayatının sona ermesiyle ödediğini savundu. “Gözyaşlarıyla partisinin genel başkanlığından ayrıldı” sözleriyle, Mumcu’nun sonraki yıllardaki siyasi düşüşünü o dönemki tercihlerine bağladı. Bu ifade, sadece siyasi eleştiri değil, aynı zamanda geçmişe dönük bir hesaplaşma mesajı olarak da yorumlandı. Tartışma böylece bugünün polemiği olmaktan çıkıp, geçmişteki siyasi sonuçların da yeniden masaya yatırıldığı bir zemine taşındı.
ASKER BASKISI VE “MADDİ SEBEPLER” İMASI TARTIŞMAYI BÜYÜTTÜ
Arınç’ın açıklamalarında dikkat çeken bir başka başlık da, 2007 dönemine ilişkin kulis bilgileri ve ima düzeyindeki değerlendirmeler oldu. O dönemde askerlerin Erkan Mumcu üzerinde baskı kurduğu ve “Bu kişi kesinlikle cumhurbaşkanı olmayacak” denildiği yönünde Ankara’da rivayetlerin dolaştığını söyledi. Ancak Arınç, bu kısmın kesin bilgi değil, kulislerde konuşulan bir rivayet olduğunu özellikle vurguladı. Tartışmayı daha da büyüten bölüm ise Mumcu’nun bugünkü çıkışının arkasında “maddi sebepler” olabileceğini öne sürmesi oldu. Arınç’ın bu sözleri, siyasi polemiği yeni bir alana taşıyarak tartışmanın dozunu daha da yükseltti.
19 YIL SONRA ESKİ DEFTERLER YENİDEN AÇILDI
Bülent Arınç ile Erkan Mumcu arasında başlayan bu yeni polemik, 2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin hâlâ siyasette ne kadar güçlü bir hafızaya sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Aradan geçen 19 yıla rağmen, o dönemde alınan kararlar ve yapılan siyasi hamleler bugün yeniden sert ifadelerle tartışılıyor. Mumcu’nun FETÖ ve kumpas suçlamaları içeren sözleri, Arınç’ın çok daha sert bir dille verdiği yanıtla karşılık buldu. Özellikle 367 krizi, Meclis oylaması ve Abdullah Gül’ün adaylık süreci üzerinden yürüyen tartışmanın önümüzdeki günlerde de siyasette yankı bulması bekleniyor. Böylece uzun yıllar sonra açılan bu eski defter, Türk siyasetinin hafızasında önemli yer tutan bir dönemi yeniden gündemin merkezine taşıdı.