YARGIDA YENİ KURAL: GECİKEN DAVADAN BAŞSAVCI SORUMLU OLACAK

Adalet sisteminde yıllardır tartışma konusu olan dava gecikmeleri için köklü bir model hayata geçiriliyor. “Yargının Etkinliği Büroları” ile artık bir davanın neden uzadığı tek tek raporlanacak, gecikmeler idari sorumluluğa dönüşecek. Özellikle boşanma, kira ve kadastro davalarında sürecin radikal biçimde kısaltılması hedefleniyor.
YILLARDIR SÜREN SORUN: DAVALAR NEDEN UZUYORDU?
Türkiye’de yargılamaların uzun sürmesi yalnızca dosya yoğunluğuna değil, sistem içi koordinasyon eksikliğine de dayanıyordu. Aynı tür davalar farklı adliyelerde farklı sürelerde sonuçlanırken, gecikmenin sorumlusu çoğu zaman net olarak tespit edilemiyordu. Yeni model, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
YARGININ ETKİNLİĞİ BÜROLARI NE YAPACAK?
Her adliyede kurulacak Yargının Etkinliği Büroları, yalnızca istatistik tutan birimler olmayacak. Bu bürolar, geciken her dosyanın hangi aşamada takıldığını, işlemsel mi yoksa yapısal bir sorun mu yaşandığını ve sürecin nasıl hızlandırılabileceğini analiz edecek. Amaç, “dosya bekliyor” gerekçesini ortadan kaldırmak.
GEÇ KALAN ADALET İÇİN ERKEN UYARI MEKANİZMASI
Yeni sistemle birlikte, bir davanın olağan süresini aşma ihtimali doğduğunda erken uyarı mekanizmaları devreye girecek. Böylece dosyalar yıllarca rafta beklemeden önce tespit edilecek ve müdahale edilecek. Bu yaklaşım, yargıda ilk kez önleyici denetimi öne çıkarıyor.
EN ÇOK ŞİKÂYET GELEN DAVALAR HIZLANDIRILIYOR
Boşanma, kira uyuşmazlıkları ve kadastro davaları, toplumda doğrudan mağduriyet yaratan dosyalar olarak öne çıkıyor. Yeni modelde bu dava türleri özel takip altına alınacak. Amaç, vatandaşın sosyal ve ekonomik hayatını kilitleyen dosyaların aylarca, hatta yıllarca sürmesinin önüne geçmek.
SORUMLULUK ARTIK NET: BAŞSAVCILAR DEVREDE
Daha önce sistemsel sorun olarak görülen gecikmeler, yeni dönemde idari sorumluluk alanına giriyor. Geciken davalarda adalet komisyonları ve başsavcılar doğrudan sürecin içinde olacak. Gecikmenin nedeni açıklanmak zorunda kalacak, “olağan gecikme” anlayışı terk edilecek.
HAKİM VE SAVCI YÜKÜ YENİDEN DAĞITILACAK
Hazırlanacak raporlar yalnızca mevcut dosyalar için değil, kadro planlaması için de kullanılacak. Hangi adliyede iş yükü fazlaysa, hakim ve savcı dağılımı buna göre yeniden düzenlenecek. Gerektiğinde yeni mahkemelerin kurulması ya da personel takviyesi yapılması gündeme gelecek.
YARGIDA ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK HEDEFİ
Bu sistemle birlikte yargı süreçlerinin daha izlenebilir ve denetlenebilir hale gelmesi amaçlanıyor. Süreçlerin kayıt altına alınması, hem idari hem de yapısal sorunların daha net görülmesini sağlayacak. Böylece gecikmeler kişisel inisiyatiflerin arkasına gizlenemeyecek.
UZAYAN DAVALAR ARTIK “İSTİSNA” OLACAK
Modelin temel hedefi, ortalamayı bozan ve yıllarca süren yargılamaların sistem dışı bırakılması. Uzun süren davalar artık normal değil, istisna olarak ele alınacak. Bu yaklaşım, yargının işleyiş mantığında önemli bir zihniyet değişimine işaret ediyor.
VATANDAŞ İÇİN NE DEĞİŞECEK?
Yeni sistemin hayata geçmesiyle birlikte vatandaş, davasının neden uzadığını öğrenebilecek. Sürecin şeffaflaşması, yargıya olan güvenin yeniden tesis edilmesi açısından kritik görülüyor. Amaç, adaletin yalnızca tecelli etmesi değil, makul sürede tecelli etmesi.
Yargıda “sıfır gecikme” hedefi, yalnızca teknik bir düzenleme değil; adalet sisteminin işleyişine dair kapsamlı bir dönüşüm iddiası taşıyor. Sistem doğru uygulanır ve denetim kararlılıkla sürdürülürse, uzun yargılamalar Türkiye için kronik bir sorun olmaktan çıkabilir. Ancak uygulamanın başarısı, raporların kağıt üzerinde kalmamasına bağlı olacak.