TRUMP ve NETANYAHU İRAN’a SALDIRIYI AYLAR ÖNCE MASAYA YATIRDI

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun İran’a yönelik saldırı planlarını, kamuoyuna yansıyan 12 günlük savaş başlamadan aylar önce masaya yatırdığı ortaya çıktı. Washington Post’un yayımladığı habere göre diplomasi yürütülürken perde arkasında askeri hazırlıklar hız kesmeden sürdü.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri hamlelerinin önceden planlandığına dair çarpıcı detaylar gün yüzüne çıktı. Washington Post’un çok sayıda diplomatik ve istihbarat kaynağına dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Şubat ayında Beyaz Saray’da yaptıkları görüşmede İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası saldırıları ayrıntılı biçimde ele aldı.
Haberde, Netanyahu’nun bu görüşmede Trump’a İran’a karşı uygulanabilecek dört farklı askeri ve siyasi senaryo sunduğu belirtilirken, aynı dönemde kamuoyuna diplomatik çözüm mesajları verilmeye devam edildiği vurgulandı. ABD ile İran arasında nükleer müzakereler sürerken, perde arkasında saldırı planlarının olgunlaştırıldığı ifade edildi.
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun İran’a yönelik saldırı planlarını, kamuoyuna yansıyan 12 günlük savaş başlamadan aylar önce masaya yatırdığı ortaya çıktı. Washington Post’un yayımladığı habere göre diplomasi yürütülürken perde arkasında askeri hazırlıklar hız kesmeden sürdü.
Beyaz Saray’daki kritik toplantı şubatta yapıldı
Washington Post’a göre Trump ve Netanyahu, Şubat ayında Beyaz Saray’da gerçekleştirdikleri ilk yüz yüze görüşmede İran dosyasını masaya yatırdı. Bu toplantıda özellikle İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesi ve nükleer tesislerin hedef alınması ele alındı. Netanyahu’nun Trump’a dört ayrı saldırı senaryosu sunduğu belirtildi. Görüşmenin, daha sonra yaşanan askeri gelişmelerin temelini oluşturduğu ifade ediliyor.
Diplomasi yürürken saldırı planları hazırlandı
Haberde, ABD ile İran arasında yıl boyunca nükleer program ve uranyum zenginleştirme faaliyetleri konusunda görüşmeler yürütüldüğü hatırlatıldı. Ancak aynı süreçte Washington ve Tel Aviv’in askeri seçenekleri gizlice hazırlamaya devam ettiği belirtildi. Diplomasinin bir “zaman kazanma” aracı olarak kullanıldığı iddia edildi. Bu durumun İran’ı hazırlıksız yakalamayı hedeflediği kaydedildi.
Medya üzerinden algı operasyonu iddiası
İddialara göre ABD ve İsrail, saldırı öncesinde uluslararası medyada kasıtlı olarak yanıltıcı bilgiler yaydı. Bu bilgilerle İran’ın askeri ve istihbarat hazırlıklarının zayıflatılmasının amaçlandığı öne sürüldü. Haberde, bazı sızıntıların özellikle “gerilim düşüyor” algısı yaratmaya yönelik olduğu ifade edildi. Bu stratejinin askeri planlamanın bir parçası olduğu aktarıldı.
Trump yönetiminden Tahran’a gizli teklif
Washington Post, Trump yönetiminin çatışmalar sürerken İran’a gizli bir teklif sunduğunu yazdı. 15 Haziran’da iletildiği belirtilen teklifte, İran’dan Orta Doğu’daki milis gruplara verdiği desteği kesmesi istendi. Ayrıca uranyum zenginleştirme tesislerinin tamamen kapatılması talep edildi. Karşılığında ABD’nin tüm yaptırımları kaldırmayı teklif ettiği aktarıldı.
Katar aracılığıyla iletildi, reddedildi
Haberde yer alan bilgilere göre söz konusu teklif Katar aracılığıyla İran’a iletildi. Ancak Tahran yönetiminin bu teklifi kabul etmediği öne sürüldü. Reddin ardından Washington’daki karar vericilerin askeri seçeneği masaya koyduğu ifade edildi. Bu gelişmenin savaşın seyrini değiştirdiği belirtiliyor.
ABD’nin savaşa fiilen katılma kararı
Teklifin reddedilmesinin ardından Trump’ın, İsrail’e savaşta doğrudan destek verme kararı aldığı iddia edildi. ABD’nin sadece diplomatik ve lojistik değil, askeri olarak da sürece dahil olduğu vurgulandı. Bu kararın, Beyaz Saray’da daha önce yapılan planlamaların devreye sokulması anlamına geldiği kaydedildi. Böylece çatışma bölgesel bir krize dönüştü.
İran’daki nükleer tesisler hedef alındı
22 Haziran’da ABD’ye ait bombardıman uçaklarının İran’daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine hava saldırısı düzenlediği aktarıldı. Bu tesislerin İran’ın nükleer programının merkezinde yer aldığına dikkat çekildi. Saldırıların, İran’ın nükleer kapasitesini uzun vadeli olarak sekteye uğratmayı hedeflediği ifade edildi. Operasyonun yüksek hassasiyetle planlandığı vurgulandı.
GBU-57 “sığınak delici” bombalar kullanıldı
Saldırılarda 14 adet GBU-57 tipi “anti-bunker” bombası kullanıldığı bilgisi paylaşıldı. Bu bombaların, yer altındaki ağır korumalı tesisleri imha etmek için geliştirildiği hatırlatıldı. Uzmanlara göre bu mühimmatın kullanılması, hedeflerin sıradan tesisler olmadığını ortaya koyuyor. Bu durum saldırının ciddiyetini gözler önüne serdi.
Bölgesel gerilim daha da tırmandı
ABD’nin doğrudan saldırıya katılmasıyla Orta Doğu’daki tansiyonun daha da yükseldiği ifade edildi. İran’ın olası misilleme seçeneklerini masada tuttuğu belirtilirken, bölgedeki ABD üslerinin alarma geçirildiği aktarıldı. Uzmanlar, çatışmanın kontrolsüz biçimde yayılma riskine dikkat çekiyor. Diplomatik dengelerin ciddi şekilde sarsıldığı vurgulanıyor.
Savaşın arka planı ilk kez bu kadar net
Ortaya çıkan bilgiler, kamuoyuna yansıyan savaşın perde arkasında aylar süren planlamalar olduğunu gözler önüne serdi. Trump ve Netanyahu’nun koordineli şekilde hareket ettiği iddiası dikkat çekti. Diplomasi söylemleri ile askeri hazırlıkların eş zamanlı yürütüldüğü bu süreç, uluslararası ilişkilerde yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaşın “ani” değil, planlı olduğu algısı güçlendi.
Washington Post’un ortaya koyduğu bu bilgiler, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri hamlesinin spontane değil, uzun süreli ve çok katmanlı bir planın sonucu olduğunu gösteriyor. Diplomasi ile askeri hazırlıkların eş zamanlı yürütülmesi, küresel güven krizini derinleştirirken Orta Doğu’da yeni ve daha büyük çatışmaların kapısını aralayabilecek bir sürecin işaretlerini veriyor. Bu tablo, bölgedeki dengelerin uzun süre normale dönmeyeceğine işaret ediyor.