Hakan Fidan’dan AB Üyeliği Açıklaması

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin AB üyelik süreciyle ilgili değerlendirmesinde asıl engelin teknik değil, zihniyet olduğunu belirtti. AB’nin Türkiye’ye kimlik siyasetiyle yaklaşmaya devam ettiği sürece üyeliğin mümkün olmayacağını ifade etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Sky News Arabia’ya yaptığı açıklamada Türkiye-AB ilişkilerini ve üyelik sürecini değerlendirdi. Fidan, teknik konuların değil, AB’nin zihniyet ve yaklaşımının süreci tıkadığını belirtti. Türkiye’nin aday ülke statüsüne rağmen, AB’nin kimlik siyaseti odaklı tutumunu sürdürdüğü sürece üyeliğin mümkün olmayacağını ifade etti.
AB Üyeliğinde Temel Engel Zihniyet
Fidan, Türkiye’nin üyelik sürecindeki asıl sorunun teknik eksiklikler olmadığını vurguladı. AB’nin Türkiye’ye karşı uyguladığı kimlik siyaseti ve kültürel önyargılar, siyasi engelleri büyütüyor ve üyeliğin önünü tıkıyor. Bu yaklaşım, süreçte ciddi bir tıkanıklık yaratıyor.
Türkiye ve AB Arasındaki Ortak Noktalar
Fidan, Türkiye ile AB arasında ortak çıkar ve değerlerin her zamankinden daha fazla olduğunu söyledi. Ancak bu ortak noktaların siyasi ve zihniyet engelleriyle gölgelenmesi, sürecin ilerlemesini engelliyor. AB’nin politik tutumları, somut iş birliğini zorlaştırıyor.
Kimlik Siyaseti ve Üyelik Sürecine Etkisi
Bakan Fidan, AB’nin Türkiye’ye karşı yürüttüğü politikaları eleştirerek, kimlik siyaseti odaklı yaklaşım sürdüğü sürece üyeliğin mümkün olmadığını ifade etti. Bu durum, sadece Türkiye değil, AB ile ilişkilerin tüm kapsamını etkileyen yapısal bir sorun olarak öne çıkıyor.
Ulus-Üstü Ama Medeniyet-Üstü Olmayan AB
Fidan, AB’nin ulus-üstü bir kurum olmayı başardığını ancak medeniyet-üstü bir vizyon geliştiremediğini belirtti. Bu durum, Türkiye’nin dini ve kültürel farklılıkları nedeniyle dışlanmasına yol açıyor ve üyelik sürecinin önünde ciddi bir engel teşkil ediyor.
Siyasi ve Kültürel Tıkanıklık
Bakan Fidan, AB’nin Türkiye’ye yönelik yaklaşımındaki zihniyetin siyasi ve kültürel tıkanıklığa yol açtığını söyledi. Bu tıkanıklık, üyelik sürecini sadece teknik konularla çözmenin mümkün olmadığını gösteriyor.
AB’nin Yapısal Sorunları
Fidan, AB’nin kendi iç yapısal gelişimini sürdürmekle birlikte daha geniş bir vizyona ulaşmakta zorlandığını belirtti. Ulus-üstü yapılanmaların, medeniyet ve kültür üstü bir perspektife taşınamaması, Türkiye’ye yönelik tutumda ayrımcılık oluşturuyor.
Türkiye’nin Aday Ülke Statüsü
Türkiye’nin uzun süredir aday ülke statüsünde olduğunu hatırlatan Fidan, teknik uyum ve reform süreçlerinin yürütülmesine rağmen üyelik yolunun zihniyet engeline takıldığını vurguladı. Bu durum, sürecin siyasi ve kültürel boyutunun önemini ortaya koyuyor.
Avrupa’nın Türkiye Algısı
Bakan, AB’nin Türkiye’yi “farklı bir dine ve medeniyete ait” gördüğü için üyeliğe karşı zihniyet odaklı bir yaklaşım sergilediğini ifade etti. Bu algı, hem siyasi ilişkileri hem de halklar arası anlayışı etkileyen yapısal bir sorun olarak öne çıkıyor.
Türkiye-AB İlişkilerinde Reform ve İş Birliği
Fidan, Türkiye’nin AB ile ilişkilerde reform ve iş birliğini sürdürdüğünü belirtti. Ancak AB’nin zihniyet odaklı yaklaşımı, ortak projelerin ve sürecin ilerlemesini sınırlandırıyor.
Üyelik Sürecine Dair Kritik Uyarı
Bakan Fidan, AB’nin zihniyet değişikliğine gitmediği sürece üyeliğin mümkün olmayacağını net şekilde ifade etti. Bu uyarı, sürecin sadece Türkiye’nin değil, AB’nin de perspektif değişikliğine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Medeniyet Üstü Perspektifin Eksikliği
Fidan’ın ifadelerine göre AB, ulus-üstü kurum olmayı başarırken, medeniyet üstü vizyon geliştiremedi. Bu eksiklik, Türkiye gibi kültürel ve dini farklılıklar taşıyan aday ülkelerin üyeliğe dahil edilmesini zorlaştırıyor.
Türkiye’nin AB Sürecinde Stratejik Mesajı
Bakan Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda yalnızca teknik reformlarla ilerlenemeyeceğini ortaya koyuyor. Stratejik olarak zihniyet değişikliği ve eşitlikçi yaklaşım olmadan sürecin ilerlemeyeceği mesajı veriliyor.
Hakan Fidan’ın açıklamaları, AB üyelik sürecinde teknik sorunlardan çok zihniyet ve algı farklılıklarının belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye, reform ve iş birliği çabalarını sürdürürken, AB’nin mevcut zihniyetini değiştirmemesi durumunda üyelik sürecinin önünde ciddi engeller kalmaya devam edecek. Bu açıklamalar, AB-Türkiye ilişkilerinde sürecin siyasi, kültürel ve yapısal boyutlarına dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor.