EĞİTİMDE SKANDAL! HAYALET SINIF KURAN 48 ÖZEL OKUL MÜHÜRLENDİ

Milli Eğitim Bakanlığı, ders yapılmayan, devamsızlığın gizlendiği ve gerçeğe aykırı notların girildiği “hayalet sınıf” skandalını ortaya çıkardı. Yapılan denetimlerde mevzuata aykırı faaliyet yürüttüğü tespit edilen 48 özel okulun ruhsatı iptal edilirken, milyonlarca liralık ceza kesildi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel okullara yönelik yürüttüğü kapsamlı denetimler sonucunda eğitim sistemini sarsan ciddi usulsüzlükleri gün yüzüne çıkardı. Bakanlık, ders yapılmadan sınıf açıldığı, öğrencilerin okula gelmeden mezun edildiği ve resmi kayıtlarda büyük usulsüzlükler tespit edilen 48 özel okulun faaliyet iznini iptal etti.
. Ders Yapılmadan Mezuniyet: Eğitim Fiilen Ortadan Kaldırıldı
Denetim raporlarına göre bazı okullarda öğretim yılı boyunca ders işlenmediği, buna rağmen sınıf ve ders kayıtlarının sistem üzerinde aktif gösterildiği tespit edildi. Öğretmenlerin fiilen derse girmediği, ders çizelgelerinin yalnızca evrak üzerinde oluşturulduğu belirlendi.
Devamsızlık Sistemi Bilinçli Şekilde Manipüle Edildi
Okula aylarca hiç gelmeyen öğrencilerin devamsızlık bilgilerinin okul yönetimleri tarafından kasıtlı olarak sisteme girilmediği ortaya çıktı. Bu yöntemle öğrencilerin “tam devamlı” gösterildiği ve sınıf geçmelerinin sağlandığı saptandı.
Sınava Girmeyen Öğrencilere Resmi Not Verildi
Bakanlık müfettişleri, sınavlara katılmayan veya hiçbir ölçme-değerlendirme sürecine dahil olmayan öğrencilere not verildiğini belgeledi. Bu durumun sistematik hale geldiği ve okul yönetimleri tarafından organize edildiği tespit edildi.
Akademik Başarıyla Örtüşmeyen Not Girişleri
Öğrencilerin derslere katılımı ve sınav performansı ile resmi notlar arasında ciddi uyumsuzluklar belirlendi. Notların öğretmen inisiyatifi dışında, idare talimatıyla girildiği yönünde bulgulara ulaşıldı.
Örgün Eğitim Şartlarını Taşımayan Öğrenciler Kaydedildi
Bazı öğrencilerin örgün ortaöğretim kurumlarına kayıt için gerekli yaş, mezuniyet ve öğrenim şartlarını taşımadığı halde kabul edildiği belirlendi. Bu kayıtların mevzuata açıkça aykırı olduğu raporlandı.
Denklik Belgelerinde Sistem Dışı ve Sahte Evrak
Kayıt sırasında sunulan bazı denklik belgelerinin Milli Eğitim Bakanlığı veri tabanında yer almadığı ortaya çıktı. Belgelerin sahte, geçersiz veya hiç düzenlenmemiş olduğu tespit edilmesine rağmen öğrencilerin sisteme dahil edildiği belirlendi.
İhlaller Tek Seferlik Değil, Süreklilik Arz Ediyor
Bakanlık raporlarında, söz konusu okulların aynı ihlalleri birden fazla eğitim öğretim yılı boyunca sürdürdüğü vurgulandı. Usulsüzlüklerin münferit değil, planlı ve süreklilik gösteren bir yapı içinde gerçekleştiği kaydedildi.
5580 Sayılı Kanun Uyarınca En Ağır Yaptırım Uygulandı
İncelemeler sonucunda 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında “faaliyetten men” şartlarının oluştuğu belirlendi. Kanuna göre üçüncü kez tespit edilen ağır ihlaller nedeniyle ruhsat iptali kararı alındı.
2025’te 300 Milyon Liraya Yakın Ceza Kesildi
Hayalet sınıf uygulaması nedeniyle 2025 yılı içerisinde çok sayıda özel okula yaklaşık 300 milyon lira idari para cezası uygulandığı açıklandı. Ruhsat iptali, cezaların ardından gelen en ağır yaptırım oldu.
Öğrenci Dosyaları Tek Tek İnceleniyor
Ruhsatı iptal edilen okullardaki öğrencilerin diplomaları ve eğitim geçmişleri incelemeye alındı. Bakanlık, usulsüz mezuniyetlerin iptal edilip edilmeyeceğine ilişkin hukuki değerlendirme sürecinin sürdüğünü bildirdi.
Savcılıklara Suç Duyurusu Gündemde
Elde edilen bulguların yalnızca idari değil, adli boyut taşıdığı belirtilirken, bazı okul yöneticileri hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunulmasının gündemde olduğu öğrenildi.
Özel Okullara Açık Uyarı: Sıfır Tolerans
Milli Eğitim Bakanlığı, özel öğretim kurumlarına yönelik denetimlerin daha da sıkılaştırılacağını ve benzer uygulamalara kesinlikle izin verilmeyeceğini açıkladı. “Eğitim ticaret değil, kamu sorumluluğudur” vurgusu yapıldı.
Ortaya çıkan hayalet sınıf skandalı, özel eğitim sektöründe denetimin hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi. MEB’in uyguladığı ruhsat iptalleri, yalnızca cezai bir işlem değil, eğitim sisteminin güvenilirliğini korumaya yönelik kritik bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Bu sürecin benzer usulsüzlüklerin önüne geçmede emsal oluşturması bekleniyor.