DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN: SDG İSRAİL’den DESTEK ALIYOR

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, SDG’nin İsrail’den açık destek aldığını belirterek sert mesajlar verdi. İsrail’in bölge politikasını hedef alan Fidan, DEAŞ’ın ise farklı aktörler tarafından “kullanışlı bir aparat” olarak görüldüğünü söyledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgedeki güvenlik dengelerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. SDG’nin İsrail’den destek aldığına vurgu yapan Fidan, silahlı yapıların siyasi zemine çekilmesi gerektiğini belirterek, “İdeolojik bir mücadelen varsa gelip siyaset yapacaksın. Silahla yoluna devam edersen silahla karşılık bulursun” dedi.
İsrail’in bölge politikasının istikrarsızlık üzerine kurulu olduğunu ifade eden Fidan, bu yaklaşımın Lübnan, Suriye ve Filistin başta olmak üzere geniş bir coğrafyada etkisini gösterdiğini söyledi. İsrail’in kendi güvenliğini, komşu ülkelerde kaos ve bölünme yaratarak sağlamaya çalıştığını belirten Fidan, bu anlayış sürdükçe bölgesel müdahalelerin devam edeceğini vurguladı.
SDG’nin İsrail’den cesaret alıp almadığı yönündeki soruya net yanıt veren Fidan, bunun yeni bir durum olmadığını, geçmişten beri devam eden bir ilişki olduğunun altını çizdi. SDG’nin hiçbir zaman Suriye muhalefetiyle birlikte hareket etmediğini söyleyen Fidan, Esad rejiminin ayakta kalmasında İsrail’in de çıkarlarının bulunduğunu ifade etti.
Fidan, ABD’nin geçmişte Suriye muhalefetine verdiği desteği çekmesinin arkasında da İsrail’in güvenlik önceliklerinin etkili olduğunu belirterek, DEAŞ’ın ise farklı projeler için zaman zaman devreye sokulan bir unsur haline geldiğini dile getirdi.
Silahlı yapıların siyasete çekilmesi gerektiği vurgusu
Fidan, ideolojik iddiası olan yapıların silahı bırakıp siyasi zeminde mücadele etmesi gerektiğini belirtti. Silahlı yöntemlerde ısrar edilmesinin, bölgedeki çatışma döngüsünü derinleştirdiğini ve meşru zemin oluşturmadığını söyledi. Türkiye’nin bu konuda tavizsiz bir duruş sergilediğini vurguladı.
SDG’ye açık mesaj: Güvenlik refleksi değişmez
SDG’nin silahlı varlığını sürdürmesi halinde Türkiye’nin güvenlik yaklaşımının aynı kararlılıkla devam edeceğini ifade eden Fidan, sahadaki tehdit algısının Ankara açısından net olduğunu dile getirdi. Silah bırakılmadığı sürece karşılığın da aynı yöntemle olacağını söyledi.
İsrail’in güvenlik anlayışı bölgeyi istikrarsızlaştırıyor
İsrail’in kendi güvenliğini komşu ülkelerde kriz ve güvensizlik yaratarak sağlamaya çalıştığını belirten Fidan, bu politikanın kalıcı barış üretmediğini vurguladı. Bölgesel istikrarsızlığın İsrail merkezli bir güvenlik anlayışıyla derinleştiğini söyledi.
Lübnan, Suriye ve Filistin’de aynı strateji
Fidan, İsrail’in bölgeye yönelik yaklaşımının farklı coğrafyalarda benzer yöntemlerle uygulandığını ifade etti. Müdahaleci ve yönlendirici politikaların bölge ülkelerinde kırılganlığı artırdığını belirtti.
SDG–İsrail ilişkisinin geçmişi yeni değil
SDG’nin İsrail’den aldığı desteğin son döneme özgü olmadığını dile getiren Fidan, bu ilişkinin uzun süredir sahada hissedildiğini söyledi. Bölgedeki güç dengelerinin bu destek üzerinden şekillendirilmeye çalışıldığını kaydetti.
Esad’ın iktidarda kalmasında İsrail faktörü
Suriye’de Esad rejiminin ayakta kalmasının sadece Rusya ve İran’ın tercihi olarak okunmaması gerektiğini belirten Fidan, İsrail’in de bu denklemde önemli bir rol oynadığını söyledi. Bu durumun Suriye krizinin çözümünü zorlaştırdığını ifade etti.
ABD’nin politika değişiminde Tel Aviv etkisi
Washington’un Suriye muhalefetine verdiği desteği çekme sürecinde İsrail’in güvenlik önceliklerinin belirleyici olduğunu vurgulayan Fidan, bu tercihin sahadaki dengeleri kökten değiştirdiğini söyledi.
DEAŞ sahada kullanışlı bir aparata dönüştü
Fidan, DEAŞ’ın zaman zaman farklı aktörlerin planları doğrultusunda devreye sokulan bir unsur haline geldiğini ifade etti. Terör örgütünün varlığının, bölgesel projelerde gerekçe üretmek için kullanıldığını dile getirdi.
Bölgesel dizayn arayışına net itiraz
Türkiye’nin bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik girişimlere karşı olduğunu vurgulayan Fidan, dış müdahalelerin kalıcı çözüm üretmediğini söyledi. Bölge halklarının iradesinin esas alınması gerektiğini belirtti.
Ankara’nın kırmızı çizgileri yeniden hatırlatıldı
Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eden hiçbir yapıya karşı geri adım atmayacağı mesajını verdi. Silahlı unsurların varlığı sürdükçe, Türkiye’nin sahadaki kararlılığının devam edeceği vurgulandı.
Hakan Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin Suriye ve bölge politikalarında güvenlik merkezli yaklaşımının sürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. SDG–İsrail ilişkisine dair net ifadeler, Ankara’nın uluslararası aktörlere verdiği mesajın sertleştiğini gösterirken, DEAŞ vurgusu ise sahadaki karmaşık güç dengelerine dikkat çekti. Açıklamalar, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin diplomatik ve askeri reflekslerinin daha görünür olabileceğine işaret ediyor.