Aziz İhsan Aktaş Davasında İkinci Gün

“Suç örgütü” iddiasıyla açılan ve çok sayıda CHP’li belediye başkanını kapsayan Aziz İhsan Aktaş davasında ikinci gün tamamlandı. Savunmalar sırasında iddianamenin hazırlanış süreci, delil zinciri ve tutuklama gerekçeleri tartışma konusu olurken, mahkemenin izleyici kararı da davanın seyrine damga vurdu.
Savunmalar dosyanın merkezine yöneldi
İkinci günde yapılan savunmalar, yalnızca suçlamalara yanıt vermekle sınırlı kalmadı. Sanıklar, iddianamenin hazırlanma yöntemini, tanık beyanlarının çelişkilerini ve soruşturma sürecinde yapılan işlemleri ayrıntılı biçimde sorguladı.
Belediye başkanları suçlamaların siyasi zeminde kurulduğunu savundu
Savunma yapan belediye başkanları, kendilerine yöneltilen rüşvet ve ihale iddialarının somut delillere dayanmadığını öne sürdü. Özellikle yerel seçim süreci ve belediyelere yönelik denetimlerin zamanlaması dikkat çekici bulundu.
İddianamedeki ifade ve tarihler mercek altına alındı
Savunmalarda, bazı olay tarihlerinin görev süreleriyle örtüşmediği ve atfedilen işlemlerin ilgili belediye başkanlarının yetki alanında olmadığı vurgulandı. Bu durum, iddianamenin bütünlüğü konusunda soru işaretleri yarattı.
Aziz İhsan Aktaş’ın konumu duruşmanın ana tartışma başlığı oldu
Hakkında yüzlerce yıl hapis cezası istenen Aziz İhsan Aktaş’ın tutuksuz yargılanması, savunmaların odak noktalarından biri haline geldi. Sanık avukatları, “örgüt lideri” olarak tanımlanan bir ismin serbest olmasının hukuki gerekçesini sorguladı.
Tanık ve itiraf beyanlarının güvenilirliği tartışıldı
Savunmalarda, dosyada yer alan bazı tanık ifadelerinin çelişkili olduğu ve zaman içinde değiştiği öne sürüldü. Özellikle itirafçı beyanlarının tek başına delil kabul edilip edilemeyeceği konusu mahkeme gündemine taşındı.
Mahkemenin izleyici kararı davanın şeffaflığı tartışmasını doğurdu
Duruşma sırasında alınan “izleyiciye kapatma” kararı, davanın kamuoyu denetimine açık olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Kararın geri alınmasıyla birlikte mahkeme, görüntü alınmaması konusunda sert uyarılarda bulundu.
Duruşmanın cezaevi kampüsü yakınında yapılması dikkat çekti
Yargılamanın adliye yerine cezaevi yerleşkesi yakınındaki büyük salonda görülmesi, güvenlik ve kamu düzeni gerekçeleriyle açıklandı. Ancak bu durum, davanın olağanüstü niteliğine dair yorumlara yol açtı.
İstenen cezalar dosyanın ağırlığını ortaya koyuyor
İddianamede bazı sanıklar için yüz yılı aşan hapis cezalarının talep edilmesi, davanın Türkiye’de yerel yönetimler açısından emsal niteliği taşıyabileceği yorumlarını beraberinde getirdi.
Tutuklu belediye başkanlarının durumu ayrı bir başlık haline geldi
Dosyada beş seçilmiş belediye başkanının tutuklu yargılanması, savunmalar sırasında “ölçülülük” ilkesi üzerinden eleştirildi. Tutukluluğun cezaya dönüşmemesi gerektiği vurgulandı.
Davanın siyasi ve hukuki etkileri yakından izleniyor
Yargılamanın yalnızca adli değil, siyasi sonuçlar da doğurabileceği görüşü duruşma salonu dışında da dile getiriliyor. Sürecin, yerel yönetimlere yönelik yeni soruşturmalar açısından belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.
Aziz İhsan Aktaş davasında ikinci gün, savunmaların içeriğiyle birlikte iddianamenin yapısı ve tutuklama uygulamaları üzerinden ciddi bir hukuki tartışma zemini oluşturdu. “Örgüt lideri” iddiasıyla yargılanan bir ismin tutuksuz, seçilmiş belediye başkanlarının ise tutuklu olması, davanın ilerleyen aşamalarında en çok tartışılacak başlıklardan biri olmaya devam edecek. Duruşmaların seyri, hem yargı pratiği hem de siyaset-adalet ilişkisi açısından kritik önemde görülüyor.