Avrupa Birliği’nden “Made in Europe” Hamlesi

AB Komisyonu’nun kamu alımlarında “Made in Europe” şartını içeren Sanayi Hızlandırıcı Yasası teklifi Avrupa’da yoğun tartışma yarattı. Teklif, AB sanayisini korumayı hedeflerken Türkiye dahil birçok ülke gelişmeleri dikkatle takip ediyor.
Avrupa Birliği, sanayi üretimini güçlendirmek ve kamu alımlarında yerli üretimi teşvik etmek amacıyla yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. AB Komisyonu’nun gündemindeki Sanayi Hızlandırıcı Yasası teklifi, kamu ihalelerinde “Made in Europe” şartını içermesi nedeniyle hem üye ülkeler arasında hem de küresel ticaret çevrelerinde tartışma konusu oldu.
Şubat ayı içinde açıklanması beklenen taslak metin, Komisyon içindeki farklı birimler arasında görüş ayrılıklarına yol açtı. Özellikle “güvenilir ortak” ülkelerin kapsamı ve yerel üretim şartlarının sınırları üzerinde yoğun bir müzakere yürütülüyor.
Türkiye de gelişmeleri yakından izleyen ülkeler arasında yer alıyor. Olası düzenlemenin, AB ile ticaret hacmi yüksek olan ülkeler üzerinde ekonomik etkiler doğurabileceği değerlendiriliyor.
Sanayi Hızlandırıcı Yasası Neyi Amaçlıyor?
Teklif, Avrupa sanayisinin küresel rekabette güçlenmesini hedefliyor.
Kamu alımlarında yerli üretime öncelik verilmesi planlanıyor.
Stratejik sektörlerde dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanıyor.
AB içi üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor.
“Made in Europe” Şartı Neleri Kapsıyor?
Taslağa göre 27 AB ülkesi kapsama dahil.
Ayrıca Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn da listede yer alıyor.
Bu ülkeler Avrupa Ekonomik Alanı kapsamında değerlendiriliyor.
Ancak kapsamın genişleyip genişlemeyeceği belirsizliğini koruyor.
“Güvenilir Ortak” Tartışması
En kritik başlık güvenilir ortak ülkelerin tanımı oldu.
Komisyon bazı üçüncü ülkelerin de kapsama alınmasını istiyor.
Bu konuda AB içindeki birimler arasında ayrışma yaşanıyor.
Tanımın dar mı geniş mi tutulacağı henüz netleşmedi.
Ticaret Genel Müdürlüğü’nün Görüşü
AB’nin serbest ticaret anlaşması yaptığı ülkelerin kapsama alınması savunuluyor.
Bu yaklaşım ticaret ilişkilerini koruma amacı taşıyor.
AB’nin küresel entegrasyonuna zarar verilmemesi hedefleniyor.
Daha esnek bir çerçeve öneriliyor.
Sanayi Genel Müdürlüğü Daha Katı
Sanayi Genel Müdürlüğü daha dar bir kapsamdan yana.
AB içi üretimin önceliklendirilmesini savunuyor.
Yerli üretim şartlarının sıkı tutulması isteniyor.
Stratejik bağımsızlık vurgusu öne çıkıyor.
Fransa–Almanya Ayrışması
Fransa girişimin öncü ülkesi olarak öne çıkıyor.
Almanya ise daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor.
Berlin yönetimi yatırım ve rekabet endişelerini dile getiriyor.
Bu ayrışma AB içi dengeleri etkiliyor.
Yatırım ve Rekabet Kaygısı
Bazı ülkeler yerli ürün şartının yatırımı caydırabileceğini savunuyor.
Kamu ihalelerinde maliyet artışı riski gündemde.
Küresel rekabet gücünün zarar görebileceği belirtiliyor.
İş dünyası temsilcileri süreci yakından takip ediyor.
Türkiye’yi Nasıl Etkileyebilir?
Türkiye, AB ile yoğun ticaret ilişkisine sahip.
Olası düzenleme Türk ihracatçılarını etkileyebilir.
Özellikle kamu alımları alanında rekabet şartları değişebilir.
Gelişmeler Ankara tarafından dikkatle izleniyor.
Küresel Ticaret Dengeleri
“Made in Europe” yaklaşımı korumacı bir politika olarak değerlendiriliyor.
ABD ve Çin’in benzer sanayi politikaları bulunuyor.
AB’nin bu hamlesi küresel dengeleri etkileyebilir.
Uluslararası ticaret kuralları tartışma konusu olabilir.
Şubat Ayında Netleşmesi Bekleniyor
Taslak metin üzerindeki müzakereler sürüyor.
Şubat ayı içinde resmi açıklama yapılması bekleniyor.
Nihai kapsam siyasi uzlaşmaya bağlı.
Karar sonrası ekonomik etkiler daha net görülecek.
Avrupa Sanayisinde Yeni Dönem
AB, stratejik sektörlerde bağımsızlık hedefliyor.
Enerji, savunma ve teknoloji alanları öncelikli.
Kamu alımları bu stratejinin merkezinde yer alıyor.
Uzun vadeli sanayi politikası şekilleniyor.
Türkiye İçin Alternatif Senaryolar
Türkiye’nin “güvenilir ortak” statüsünde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği önemli.
Serbest ticaret anlaşmaları belirleyici olabilir.
İhracat stratejilerinde revizyon gerekebilir.
Süreç, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisi olabilir.
AB’nin “Made in Europe” şartını gündeme alması, Avrupa sanayisini güçlendirme hedefinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak teklif, üye ülkeler arasında görüş ayrılıklarına yol açmış durumda.
Türkiye açısından ise gelişmelerin ticaret, yatırım ve kamu ihaleleri boyutunda etkileri olabilir. Şubat ayında netleşmesi beklenen karar, Avrupa ile ekonomik ilişkilerde yeni bir dönemi başlatabilir.