Bülent Arınç’tan dikkat çeken “gayretullah” uyarısı: “Türkiye’de felah bulamayız

Eski TBMM Başkanı ve AK Parti’nin kurucularından Bülent Arınç, belediye başkanlarına yönelik soruşturmalar ve tutuklamalara ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Tutuklu belediye başkanlarının ailelerinin yaşadığı sıkıntılara ve aylarca iddianame bekleyen kişilere dikkat çeken Arınç, soruşturmaların hukuki olduğu kadar insani ve vicdani boyutunun da gözetilmesi gerektiğini söyledi. Arınç, açıklamasının sonunda “Eğer bu gözyaşları gayretullaha dokunursa, Türkiye’de biz felah bulamayız, bundan korkuyorum” ifadelerini kullandı.
Bülent Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada son dönemde belediyelere yönelik soruşturma ve tutuklama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Arınç, özellikle tutuklu bulunan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ile Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen üzerinden yaşanan sürece ilişkin kişisel gözlemlerini aktarırken, cezaevlerinde bulunan kişilerin ailelerinin yaşadığı sıkıntılara da dikkat çekti.
Arınç’tan tutukluluk sürelerine dikkat çekti
Çalık’ı tedavi gördüğü dönemde ziyaret ettiğini, Özmen’i de şahsen tanıdığını belirten Arınç, her iki isim hakkındaki izlenimini “Gördüğüm kadarıyla her ikisi de mükemmel, ahlaklı, temiz, çalışkan ve işini iyi yapan insanlardı” sözleriyle aktardı. Arınç, bu kişileri örnek vermesinin nedeninin onları tanıyor olması olduğunu belirterek, benzer durumda başka insanların da bulunduğunu söyledi.
Arınç, bazı kişilerin aylar boyunca haklarında iddianame hazırlanmadan cezaevinde beklediğini belirterek bu sürecin aileler üzerindeki etkisine dikkat çekti. “Anneler ağlıyor, babalar ağlıyor, çocuklar ağlıyor, eşler ağlıyor” diyen Arınç, soruşturmaların yürütülme biçiminin yalnızca hukuki açıdan değil, ortaya çıkardığı insani sonuçlar bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Soruşturmalar hukuki ve insani yürütülmeli”
Arınç, suç şüphesi ve kuvvetli delil bulunması halinde soruşturma yürütülmesine karşı olmadığını özellikle vurguladı. Ancak soruşturmalarda Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki usullere uyulması gerektiğini belirten Arınç, kişilerin toplum içinde küçük düşürülmesine yol açabilecek uygulamalara tepki gösterdi.
Sabaha karşı evlerinden alınan kişiler olduğunu belirten Arınç, insanların eşleri ve çocuklarının önünde rencide edilmesine yönelik uygulamaların hukuki zeminde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca soruşturmaların yalnızca itirafçı veya etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin beyanları üzerine kurulmasının kabul edilemeyeceğini savundu.
Arınç, “Soruşturmalarda çok daha ciddi, hukuki ve insani hareket etmemiz lazım” ifadelerini kullanırken, bazı kişilerin 8-9 aydır haklarında dava açılmasını beklediğini belirtti. Adalet ve İçişleri bakanlarının bu konularda hassasiyet gösterdiğine inandığını söyleyen Arınç, buna rağmen kolluk kuvvetleri ve bazı savcıların daha dikkatli davranması gerektiğini dile getirdi.
Tayfun Kahraman kararına da değindi
Arınç, açıklamasında Anayasa Mahkemesi’nin Tayfun Kahraman hakkında verdiği karara da değindi. Yargı süreçlerinde temel hak ve özgürlükler ile hukuki usullerin gözetilmesi gerektiğini belirten Arınç, soruşturmaların toplumda oluşturduğu etkilerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Bu gözyaşları gayretullaha dokunursa…”
Açıklamasının son bölümünde ise “gayretullah” kavramına değinen Arınç, yaşananların kendisini endişelendirdiğini söyledi. “Dindar insanlar şu sözden korkarlar: ‘Bu yaptığımız iş gayretullaha dokunur mu?’” diyen Arınç, ardından dikkat çeken uyarısını yaptı.
Arınç, “Eğer bu gözyaşları gayretullaha dokunursa, Türkiye’de biz felah bulamayız, bundan korkuyorum. Ne olur gözyaşları dinsin, ızdıraplar dinsin” ifadelerini kullandı.
Arınç, açıklamasını adalet vurgusuyla tamamlayarak, “Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun” sözünü hatırlattı.