Dolar 49,1263
Euro 55,3190
Altın 6.542,72
BİST 12.270,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Paz 20°C
Pts 21°C
Sal 21°C
Çar 21°C

Erbakan: Fon soygununun siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek

Erbakan: Fon soygununun siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek
3 Ekim 2026 12:32

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, yatırım fonlarında yaşanan krize ilişkin değerlendirmesinde, olayın sıradan bir piyasa hareketi olarak görülemeyeceğini savundu. Erbakan, denetim mekanizmalarının daha önce devreye girmesi gerektiğini belirtirken, borsadaki kayıplar ve fonlardaki zarar için siyasi sorumluluğun da açıklanmasını istedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, partisinin Ekim Ayı Olağan İl Başkanları Toplantısı öncesinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü son dönemde kamuoyunda tartışılan fon krizine ayıran Erbakan, yaşananları yalnızca finansal piyasalardaki bir dalgalanma olarak değerlendirmediğini söyledi.

Erbakan, krizin arkasında yatırımcı davranışlarının yanı sıra denetim ve gözetim mekanizmalarına ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu savundu. Yaşanan gelişmelerin uzun bir sürecin ardından ortaya çıktığını belirten Erbakan, devlet kurumlarının daha erken aşamada harekete geçmesi gerektiğini ifade etti.

“Sıradan bir piyasa dalgalanması değil”

Erbakan, fon krizinin boyutunun kamuoyunda konuşulan rakamlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, olayın olağan piyasa hareketleri kapsamında ele alınamayacağını savundu.

Yaşananları “büyük bir dolandırıcılık olayı” olarak nitelendiren Erbakan, bunun arkasında para hırsı ve kolay kazanç arayışının yanı sıra devlet tarafındaki denetimsizlik, tedbirsizlik ve ihmallerin bulunduğunu öne sürdü. Erbakan, söz konusu yapının boyutunu anlatırken olayın “belki de 100 yılın dolandırıcılığı” seviyesinde olduğunu söyledi.

Erbakan ayrıca fonların bünyesindeki şirketlerin yönetimlerinde eski bürokratlar ve siyasetçilerin bulunduğunu ileri sürdü. Bu yapıların içinde iktidar partisiyle bağlantılı siyasetçi ve bürokratların bulunduğunu iddia eden Erbakan, söz konusu ilişkilerin de ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini savundu.

“Kriz göz göre göre mi geldi?”

Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde denetim sürecine odaklanan Erbakan, yaşanan gelişmelerden önce çeşitli uyarıların yapıldığını söyledi.

Erbakan, 2025 yılında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in borsadaki anormal hareketlere ilişkin açıklamasını hatırlattı. Ayrıca 2026 yılında uluslararası finans kuruluşlarının ve Türkiye’deki uzmanların borsadaki spekülatif hareketlere ilişkin uyarılarda bulunduğunu belirtti.

Bu uyarıların ardından gerekli önlemlerin alınıp alınmadığını sorgulayan Erbakan, krizin ortaya çıkmasından sonra başlatılan denetim ve soruşturmaların neden daha önce gerçekleştirilmediğini sordu.

Erbakan’ın bu bölümdeki temel itirazı, devlet kurumlarının piyasadaki olağan dışı hareketleri önceden görüp göremediği ve gördüyse neden zamanında müdahale edilmediği üzerine oldu.

900 milyar ile 1 trilyon lira iddiası

Fon krizinin mali boyutuna ilişkin de rakamlar paylaşan Erbakan, yaklaşık 900 milyar ila 1 trilyon liralık bir tutarın söz konusu olduğunu ifade etti. Bu rakamları kendi değerlendirmesi kapsamında dile getiren Erbakan, yaşanan kaybın vatandaşlar ve yatırımcılar üzerindeki etkisinin kapsamlı biçimde ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Erbakan ayrıca daha önce gündeme getirdiği 400 milyar liralık yurt dışına para çıkarıldığı iddiasını yeniden gündeme taşıdı. Söz konusu paranın kriz ortaya çıkmadan önce yabancı yatırımcı görüntüsü altında yurt dışına çıkarıldığı yönündeki iddianın doğru olup olmadığının araştırılmasını istedi.

Bu iddianın doğrulanması halinde paranın nasıl ve hangi yollarla yurt dışına çıkarıldığının da ortaya konulması gerektiğini savunan Erbakan, yetkililere doğrudan soru yöneltti.

“Parasını önceden çekip kurtaranlar kim?”

Erbakan’ın açıklamasındaki bir diğer başlık ise kriz ortaya çıkmadan önce pozisyonunu değiştirdiğini ileri sürdüğü bürokrat ve siyasetçiler oldu.

Borsadaki sert düşüş ve kaosun önceden bilinmesi halinde bazı kişilerin yatırımlarını çekerek kendilerini koruyup korumadığının araştırılmasını isteyen Erbakan, “Borsadaki bu tarihi çöküşü ve kaosu önceden haber alarak sermayesini, parasını çekip kurtaran bürokratlar ve siyasiler kimlerdir?” diye sordu.

Erbakan, bu kişilerin tespit edilmesi halinde kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu. Ayrıca söz konusu yapıların içeriden yardım veya üst düzey koruma olmadan bu ölçekte faaliyet göstermesinin mümkün olup olmadığının da araştırılması gerektiğini ileri sürdü.

Burada Erbakan’ın dile getirdiği hususlar kendi iddia ve soruları olarak öne çıkarken, açıklamada adı geçen kişi veya kurumlara ilişkin kesinleşmiş bir suç isnadı bulunmadığı da ayrıştırılması gereken bir nokta olarak dikkat çekiyor.

“Denetim neden zarar ortaya çıktıktan sonra?”

Erbakan, soruşturma ve denetim süreçlerinin krizin ardından gündeme gelmesini de eleştirdi.

Devlet Denetleme Kurulu’nun harekete geçirilmesi ve Sermaye Piyasası Kurulu üzerinden hesap sorulacağı yönündeki açıklamaları değerlendiren Erbakan, bu mekanizmaların zararın ortaya çıkmasından önce çalıştırılması gerektiğini savundu.

“Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmayacak” şeklindeki açıklamaların yeterli olmadığını belirten Erbakan, asıl sorunun olağan dışı hareketlerin neden daha önce tespit edilmediği olduğunu ifade etti.

Erbakan’ın açıklamalarında özellikle denetim, erken müdahale ve siyasi sorumluluk başlıkları birbirine bağlandı. Erbakan, yaşanan finansal kayıpların ardından yalnızca soruşturma yürütülmesinin yeterli olmayacağını, sürecin nasıl geliştiğinin ve hangi kurumların hangi aşamada ne yaptığına ilişkin ayrıntılı bir inceleme yapılması gerektiğini savundu.

“Siyasi sorumluluğu kim üstlenecek?”

Erbakan’ın konuşmasının en dikkat çeken sorusu ise doğrudan siyasi sorumluluk üzerinden geldi.

Yeniden Refah Partisi lideri, “Bu soygunun, bu dolandırıcılığın siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek?” diyerek iktidara çağrıda bulundu. Erbakan, yalnızca bazı kişi veya ailelerin soruşturulmasının olayın bütün boyutunu açıklamaya yetmeyeceğini savundu.

Erbakan ayrıca sürecin tüm yönleriyle araştırılması ve varsa sorumluların hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirtti.

Konuşmasının sonunda ise partisinin 16 Eylül 2026 tarihini not ettiğini söyleyen Erbakan, ilk yapılacak seçimlerde iktidara gelmeleri halinde yaşanan süreci ve ihmaller bulunduğunu düşündükleri noktaları yeniden gündeme taşıyacaklarını ifade etti.

Erbakan’ın açıklamaları, fon soruşturması üzerinden yalnızca finansal kayıpların değil, denetim mekanizmalarının işleyişi, olası bilgi avantajları ve siyasi sorumluluk tartışmasının da gündeme taşındığını gösterdi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.