Bakanlar Meclisten seçilecek

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin işleyişine ilişkin AK Parti içinde hazırlanan yeni bir çalışma, sistemde kapsamlı değişikliklerin gündeme gelebileceğini ortaya koydu. Hazırlanan raporda mevcut sistemin tamamen kaldırılması yerine TBMM’nin denetim gücünü artıracak ve yürütme içindeki görev dağılımını değiştirecek bir model öneriliyor. Çalışmanın en dikkat çeken başlıkları arasında bakanların milletvekilleri arasından seçilmesi, Cumhurbaşkanı’nın bazı yetkilerinin Bakanlar Kurulu’na devredilmesi ve bakan yardımcılığı makamının kaldırılarak müsteşarlık sistemine dönülmesi bulunuyor. Raporda ayrıca bakanların düzenli olarak Meclis’te milletvekillerinin sorularını yanıtlaması ve yasama çalışmalarına daha aktif katılması öneriliyor. Henüz kesinleşmiş bir düzenleme niteliği taşımayan çalışma, yeni anayasa tartışmaları sürerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde önemli bir revizyon ihtimalini gündeme taşıdı.
SİSTEM KALACAK, MECLİS’İN AĞIRLIĞI ARTACAK
AK Parti içerisinde hazırlanan çalışmanın temel yaklaşımının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kaldırmak değil, işleyişini yeniden düzenlemek olduğu belirtiliyor. Raporda özellikle TBMM’nin yasama ve denetim fonksiyonunun güçlendirilmesine yönelik öneriler öne çıkıyor. Mevcut yapıda yürütmenin merkezinde bulunan Cumhurbaşkanlığı makamının bazı yetkilerinin paylaşılması da seçenekler arasında değerlendiriliyor. Böylece Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi korunurken Meclis ile yürütme arasındaki ilişkinin daha güçlü hale getirilmesi hedefleniyor. Çalışmanın kabul edilmesi halinde mevcut sistemin 2018’den bu yana uygulanan yapısında önemli değişiklikler yaşanabilir.
BAKANLAR MİLLETVEKİLLERİ ARASINDAN SEÇİLEBİLİR
Rapordaki en dikkat çekici önerilerden biri bakanların yeniden TBMM üyeleri arasından belirlenmesi. Öneriye göre bakan olarak görevlendirilen milletvekilleri Meclis üyeliğini kaybetmeyecek. Ancak bu isimlerin TBMM Genel Kurulu ve komisyonlardaki oylamalarda oy kullanmaması planlanıyor. Böylece bakanların hem yasama organıyla doğrudan bağının korunması hem de yürütme görevi nedeniyle oylamalarda avantaj elde etmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Bu model hayata geçirilirse mevcut sistemdeki bakan-milletvekili ayrımında önemli bir değişiklik yapılmış olacak.
BAKANLARA MECLİS’E GELME ZORUNLULUĞU
Yeni modelde bakanların yalnızca milletvekili kökenli olması değil, Meclis çalışmalarına daha fazla katılması da öngörülüyor. Bakanların kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa tekliflerinin komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde hazır bulunması öneriliyor. Böylece ilgili bakanın düzenlemeler hakkında milletvekillerine doğrudan bilgi vermesi ve eleştirileri yanıtlaması hedefleniyor. Mevcut sistemde eleştirilen Meclis-yürütme ilişkisinin bu yöntemle güçlendirilmesi planlanıyor. Bakanların parlamentoya karşı daha görünür bir siyasi sorumluluk üstlenmesi raporun temel başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
15 GÜNDE BİR BAKANLARA SORU SAATİ
Çalışmada Meclis denetimini artıracak dikkat çekici bir başka öneri de bakanların düzenli olarak milletvekillerinin karşısına çıkması. Buna göre 15 günde bir salı günü TBMM’de yaklaşık bir saatlik özel denetim oturumu yapılması planlanıyor. Bakanların bu oturumlarda milletvekillerinin sözlü sorularına doğrudan cevap vermesi öngörülüyor. Ayda iki kez gerçekleştirilecek sistemle yürütmenin Meclis tarafından daha etkin biçimde denetlenmesi amaçlanıyor. Düzenlemenin kabul edilmesi halinde milletvekillerinin bakanlara doğrudan soru yöneltebildiği yeni bir mekanizma oluşturulmuş olacak.
CUMHURBAŞKANI’NIN BAZI YETKİLERİ PAYLAŞILABİLİR
Raporda yalnızca Meclis’in değil Bakanlar Kurulu’nun da yürütme içerisindeki ağırlığının artırılması öneriliyor. Cumhurbaşkanı’nın halen tek başına kullandığı bazı yetkilerin Bakanlar Kurulu’na devredilmesi seçenekler arasında bulunuyor. Bazı kararların Cumhurbaşkanı ile Bakanlar Kurulu tarafından ortak imzayla alınması da değerlendiriliyor. Belirli kararların ise yalnızca Bakanlar Kurulu imzasıyla yürürlüğe girmesi öneriliyor. Bu düzenlemeler hayata geçirilirse yürütme yetkisinin kullanımında daha paylaşılmış bir yapı ortaya çıkabilir.
BAKANLAR KURULU YENİDEN GÜÇLENEBİLİR
Çalışmada Bakanlar Kurulu’nun karar alma mekanizmasında daha belirleyici hale getirilmesi dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bakanların mevcut konumunun yeniden tanımlanması ve bazı yürütme kararlarında ortak sorumluluk üstlenmeleri amaçlanıyor. Böylece bakanların yalnızca kendi bakanlıklarının idari yöneticileri değil, yürütmenin ortak karar mekanizmasının parçası olması hedefleniyor. Bu durum sistemin parlamenter modele dönmesi anlamına gelmeyecek ancak mevcut başkanlık tipi yapıda önemli bir değişiklik oluşturacak. AK Parti içerisindeki değerlendirmelerde sistemin korunması yönündeki yaklaşımın devam ettiği belirtiliyor.
BAKAN YARDIMCILIKLARI KALDIRILABİLİR
Raporda kamu yönetiminin üst kademesini ilgilendiren bir başka önemli değişiklik önerisi de bakan yardımcılıklarıyla ilgili. Mevcut bakan yardımcılığı sisteminin beklenen verimliliği sağlayamadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı belirtiliyor. Bu nedenle bakan yardımcılığı makamlarının kaldırılması ve daha önce uygulanan müsteşarlık sistemine dönülmesi öneriliyor. Müsteşarların bakanlıkların idari devamlılığını sağlayan en üst düzey bürokrat olarak görev yapması planlanıyor. Böylece siyasi makam olan bakan ile profesyonel bürokrasi arasındaki görev ayrımının yeniden belirginleştirilmesi hedefleniyor.
ESKİ SİSTEMİN “MÜSTEŞARLIK” MODELİ GERİ DÖNEBİLİR
Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmeden önce bakanlıklardaki en üst düzey bürokratik makam müsteşarlıktı. Yeni sistemle birlikte müsteşarlık kaldırılmış, yerine bakan yardımcılıkları oluşturulmuştu. Hazırlanan rapor bu yapının yeniden değiştirilmesini gündeme getiriyor. Önerinin kabul edilmesi halinde bakanlıkların günlük idari yönetiminde müsteşarlar yeniden merkezi konuma gelebilir. Bu başlık, hazırlanan çalışmadaki en dikkat çekici kurumsal geri dönüş önerilerinden biri olarak değerlendiriliyor.
YENİ ANAYASA HESABI: 400’ÜN ÜZERİNDE OY BEKLENTİSİ
AK Parti içindeki değerlendirmelerde sistem değişikliğinin Meclis aritmetiği açısından nasıl hayata geçirilebileceği de tartışılıyor. Parti kurmaylarının son dönemde TBMM’de oluşan siyasi atmosferin anayasa değişiklikleri açısından yeni bir imkan oluşturabileceğini düşündüğü aktarılıyor. Özellikle “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasada ortaya çıkan yüksek Meclis desteğinin örnek gösterildiği belirtiliyor. Yeni anayasa veya sistem revizyonuyla ilgili bazı düzenlemelerin 400’ün üzerinde milletvekilinin desteğini alabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Ancak bu noktada henüz kesinleşmiş bir siyasi uzlaşma veya Meclis’e sunulmuş bir anayasa değişikliği teklifi bulunmuyor.
CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ KALDIRILMAYACAK
AK Parti içerisindeki çalışmada mevcut hükümet modelinin tamamen terk edilmesi yönünde bir önerinin bulunmadığı belirtiliyor. Buna göre Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin temel yapısı korunacak ancak özellikle Meclis-yürütme ilişkilerinde önemli değişikliklere gidilecek. Bakanların Meclis’le bağının yeniden kurulması, parlamenter denetimin güçlendirilmesi ve yürütme yetkilerinin belirli ölçüde paylaşılması bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Sistemin revizyonuna ilişkin hedeflerin AK Parti’nin 25. Yıl Vizyon Belgesi’nde de yer aldığı belirtiliyor. Böylece tartışmanın yalnızca anayasa çalışmalarıyla sınırlı olmadığı, daha geniş bir yönetim reformunun parçası olabileceği değerlendiriliyor.
CUMHURBAŞKANI SEÇİMİNDE DE DEĞİŞİKLİK GÜNDEMDE
Raporda Cumhurbaşkanlığı seçiminin iki turlu yapısına ilişkin bir düzenleme önerisinin de bulunduğu aktarılıyor. Özellikle seçimlerin iki turu arasındaki oy farkına ilişkin farklı formüllerin değerlendirildiği belirtiliyor. Ancak bu konuda parti içerisinde henüz üzerinde uzlaşılmış kesin bir model bulunmadığı ifade ediliyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı seçimi başlığının çalışmanın diğer bölümlerine kıyasla daha erken bir aşamada olduğu anlaşılıyor. Önümüzdeki süreçte yapılacak siyasi ve hukuki değerlendirmelerin ardından bu önerinin şekillenmesi bekleniyor.
GÖZLER AK PARTİ’NİN ATACAĞI ADIMLARDA
Hazırlanan çalışma henüz yasalaşmış veya TBMM’ye sunulmuş resmi bir düzenleme niteliğinde değil. Buna rağmen bakanların Meclis’ten seçilmesi, sözlü soru mekanizmasının geri getirilmesi, Cumhurbaşkanı’nın bazı yetkilerinin Bakanlar Kurulu’yla paylaşılması ve müsteşarlık sistemine dönüş gibi öneriler Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin geleceği açısından önemli başlıklar oluşturuyor. Önerilerin hayata geçirilmesi için bazı alanlarda anayasal, bazı alanlarda ise yasal düzenlemeler yapılması gerekebilir. AK Parti’nin yeni anayasa çalışmalarının ilerlemesiyle birlikte rapordaki hangi önerilerin resmi metne dönüşeceği de netleşecek. Siyasi gündemin önümüzdeki dönemindeki en önemli tartışmalardan birinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin revizyonu olması bekleniyor.