Çin’den ABD ve İsrail’e Sert Mesaj: İran’ın Yanındayız

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken Çin’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, saldırıların Birleşmiş Milletler Tüzüğü’nü ihlal ettiğini belirterek Çin’in İran’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediğini açıkladı.
Orta Doğu’da gerilim giderek tırmanırken uluslararası aktörlerden peş peşe açıklamalar geliyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları devam ederken Çin yönetimi, gelişmelere ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.
Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada İran’a yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek Pekin yönetiminin İran’ın egemenliğini ve güvenliğini desteklediğini söyledi.
Çin: Saldırılar BM Tüzüğü’nü ihlal ediyor
Büyükelçi Jiang Xuebin, ABD ve İsrail tarafından İran’a yönelik gerçekleştirilen askeri operasyonların uluslararası hukuk açısından ciddi sorunlar doğurduğunu ifade etti.
Jiang, özellikle Birleşmiş Milletler Tüzüğü’nün devletlerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyan hükümlerine dikkat çekerek bu tür saldırıların uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İran ile ABD arasındaki müzakere sürecine dikkat çekti
Çinli Büyükelçi, İran ile ABD arasında yürütülen diplomatik görüşmelerin sürdüğü bir dönemde saldırıların başlamasının dikkat çekici olduğunu vurguladı.
Jiang, askeri operasyonların diplomatik süreçleri zora sokabileceğini belirterek tarafların diyalog ve müzakere yolunu tercih etmesi gerektiğini ifade etti.
“Öncelik askeri operasyonların durdurulması”
Çin’in mevcut krizle ilgili temel yaklaşımının çatışmaların derhal sona erdirilmesi olduğunu söyleyen Jiang, bölgesel savaş riskine dikkat çekti.
Çin yönetiminin birinci önceliğinin askeri operasyonların durdurulması ve gerilimin daha fazla büyümesinin önlenmesi olduğunu belirtti.
“İran egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyor”
Jiang Xuebin, İran’ın egemenliğini ve ulusal güvenliğini koruma hakkına sahip olduğunu ifade etti.
Çin’in İran’ın ulusal onurunu, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma hakkını desteklediğini dile getirdi.
ABD ve İsrail’e açık çağrı
Çinli Büyükelçi açıklamasında ABD ve İsrail’e doğrudan çağrıda bulundu.
Pekin yönetiminin askeri operasyonların derhal durdurulmasını ve bölgedeki tansiyonun daha fazla yükseltilmemesini istediğini söyledi.
Bölgesel savaş riski uyarısı
Çin yönetimi, Orta Doğu’daki gerilimin daha geniş bir çatışmaya dönüşme riskine dikkat çekti.
Büyükelçi Jiang, çatışmaların kontrol altına alınmaması halinde krizin bölge genelinde daha büyük sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Hürmüz Boğazı için kritik uyarı
Jiang Xuebin açıklamasında enerji güvenliği konusuna da değindi.
Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Jiang, bölgede deniz ulaşımının güvenliğinin korunması gerektiğini söyledi.
Enerji arzı küresel ekonomi için kritik
Çinli Büyükelçi, enerji arzında yaşanabilecek kesintilerin küresel ekonomi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini vurguladı.
Bu nedenle tarafların askeri gerilimi artıracak adımlardan kaçınması gerektiğini ifade etti.
Çin’den diplomasi vurgusu
Pekin yönetiminin krizlere yaklaşımında diplomasi ve diyalog yöntemlerini ön plana çıkardığını söyleyen Jiang, askeri çözümlerin kalıcı barış getirmeyeceğini belirtti.
Çin’in bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerin artırılmasını desteklediğini söyledi.
Uluslararası toplumun rolüne dikkat çekildi
Jiang, uluslararası toplumun krizin büyümesini engellemek için sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşların gerilimi düşürmek için aktif rol oynaması gerektiğini dile getirdi.
Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin’in açıklamaları, Orta Doğu’daki krizle ilgili Pekin yönetiminin tutumunu net şekilde ortaya koydu. Çin, askeri operasyonlara karşı çıkarak İran’ın egemenliğini destekleyen bir pozisyon aldı.
Uzmanlara göre Çin’in bu açıklamaları, küresel güçlerin Orta Doğu’daki gelişmelere yönelik pozisyonlarını daha da belirgin hale getirirken, krizin uluslararası boyutunu da güçlendiriyor.