İran ve ABD Yeniden Masaya Oturuyor

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın talimatıyla ABD ile nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması kararı alındı. İran basını, görüşmelerin birkaç gün içinde Türkiye’de yapılmasının beklendiğini yazdı. Bölgesel gerilim sürerken diplomasi trafiğinin hız kazanması dikkat çekti.
Pezeşkiyan’dan Doğrudan Talimat
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın, ülkenin üst düzey güvenlik ve diplomasi kurullarına ABD ile nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması yönünde açık talimat verdiği bildirildi. Bu karar, Pezeşkiyan’ın göreve gelmesinin ardından dış politikada daha pragmatik bir çizgi izleneceğinin işareti olarak yorumlandı. İran yönetimi, mevcut gerilimlerin askeri boyuta taşınmadan diplomasi yoluyla kontrol altına alınmasını hedefliyor. Kararın, ülke içindeki ekonomik baskılarla da doğrudan bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
İran Medyası Süreci Duyurdu
İran’a yakın medya kuruluşları, müzakere kararının resmiyet kazandığını ve ilgili kurumların hazırlıklara başladığını aktardı. Özellikle yarı resmi ajanslar, bu sürecin önceki dönemlerden farklı olarak daha hızlı ilerlemesinin beklendiğini vurguladı. Haberlere göre, taraflar arasında dolaylı temaslar bir süredir zaten devam ediyordu. Alınan karar, bu temasların resmi müzakere sürecine dönüştürülmesi anlamına geliyor.
Görüşmeler Türkiye’de Yapılabilir
İran basınında yer alan bilgilere göre, ABD ile yapılacak müzakerelerin Türkiye’de gerçekleştirilmesi güçlü bir ihtimal olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin daha önce benzer süreçlerde arabulucu ve ev sahibi rolü üstlenmiş olması bu beklentiyi güçlendiriyor. Coğrafi konumu ve diplomatik dengeleri nedeniyle Ankara’nın tercih edildiği belirtiliyor. Görüşmelerin İstanbul veya Ankara’da yapılabileceği kulislerde konuşuluyor.
Zamanlama Dikkat Çekti
Müzakerelerin birkaç gün içerisinde başlamasının planlanması, sürecin aciliyetini ortaya koyuyor. Bölgedeki askeri hareketlilik ve karşılıklı sert açıklamalar, diplomasinin devreye sokulmasını zorunlu hale getirdi. İran yönetimi, zaman kaybetmeden masaya oturmayı hedefliyor. Bu hızlı takvim, ABD tarafının da sürece kapıyı tamamen kapatmadığı şeklinde yorumlanıyor.
Askeri Gerilim Diplomasiyle Dengelenmek İsteniyor
Ortadoğu genelinde artan askeri hareketlilik, nükleer müzakerelerin yeniden gündeme gelmesinde etkili oldu. İran, olası bir çatışma senaryosunun bölgesel sonuçlar doğuracağını sık sık dile getiriyor. Bu nedenle askeri caydırıcılık söylemleriyle birlikte diplomasi vurgusu da öne çıkarılıyor. Yönetim, iki kanadı eş zamanlı yürütmeye çalışıyor.
Trump Cephesinden Mesajlar
ABD cephesinde ise eski müzakerelere atıfta bulunan açıklamalar dikkat çekti. Donald Trump, İran ile yapılan geçmiş pazarlıklardan beklenen sonuçların alınamadığını hatırlattı. İran’ın önceki anlaşmalar sürecinde bazı nükleer faaliyetlerini devre dışı bırakmak zorunda kaldığını vurgulayan Trump, yeni görüşmelerden sonuç alınmasının zor olabileceğine işaret etti. Buna rağmen müzakere ihtimalini tamamen reddetmedi.
Geçmiş Müzakerelerin Gölgesi
İran ile ABD arasında daha önce yapılan nükleer anlaşmalar, taraflar arasında derin bir güvensizlik bıraktı. İran, anlaşmalara uyduğunu ancak ABD’nin tek taraflı çekildiğini savunuyor. Washington ise İran’ın yükümlülüklerini eksik yerine getirdiğini öne sürüyor. Yeni sürecin bu geçmiş tartışmaların gölgesinde ilerleyeceği değerlendiriliyor.
Hamaney’den Sert Uyarı
İran’ın dini lideri Ali Hamaney, olası bir savaş senaryosuna ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Hamaney, ABD’nin tehdit dilinin yeni olmadığını ancak bir savaş başlatılması halinde bunun bölgesel çapta olacağını söyledi. İran’ın böyle bir durumda geri adım atmayacağını vurguladı. Bu açıklamalar, müzakere süreciyle eş zamanlı olarak caydırıcılık mesajı olarak değerlendirildi.
“Tüm Seçenekler Masada” Söylemi
Hamaney, ABD’li yetkililerin sıkça kullandığı “tüm seçenekler masada” ifadesine de değindi. Geçmişte bu söylemlerin defalarca tekrarlandığını hatırlatan İran lideri, bunun artık yeni bir tehdit unsuru olmadığını belirtti. İran tarafı, bu söylemlere karşı hazırlıklı olduklarını ifade ediyor. Bu tutum, müzakerelerde İran’ın geri adım atmayan bir çizgi izleyeceğini gösteriyor.
Bölgesel Aktörler Süreci Yakından İzliyor
ABD-İran nükleer müzakereleri, sadece iki ülkeyi değil tüm bölgeyi yakından ilgilendiriyor. Körfez ülkeleri, İsrail ve Avrupa devletleri süreci dikkatle takip ediyor. Türkiye’nin ev sahibi olması ihtimali, Ankara’yı da diplomatik denklemin merkezine taşıyor. Bu durum, Türkiye’nin bölgesel diplomasi rolünü güçlendirebilir.
Ekonomik Baskılar Belirleyici Olabilir
İran ekonomisi üzerindeki yaptırımlar, müzakere kararının arka planındaki en önemli unsurlardan biri olarak görülüyor. Yüksek enflasyon, döviz krizi ve halk üzerindeki ekonomik baskı, yönetimi diplomasiye daha açık hale getiriyor. ABD açısından ise bölgesel istikrar ve nükleer risklerin kontrol altına alınması öncelik taşıyor. Bu karşılıklı ihtiyaçlar, masayı kaçınılmaz kılıyor.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın ABD ile nükleer müzakereleri yeniden başlatma kararı, bölgede tansiyonun yükseldiği bir dönemde diplomasiye açılan önemli bir kapı olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin olası ev sahipliği, sürece yeni bir denge unsuru katabilir. Ancak geçmişte yaşanan güvensizlikler ve sert söylemler, müzakerelerin kolay geçmeyeceğini gösteriyor. Önümüzdeki günler, Ortadoğu’nun geleceğini etkileyecek kritik gelişmelere sahne olabilir.