Migros Depo İşçilerine Destek Büyüyor

Yaklaşık 5 bin Migros depo işçisinin başlattığı hak mücadelesi ülke genelinde yankı uyandırdı. İşçilerin direnişi akademisyenlerden sanatçılara, esnaftan yurttaşlara kadar geniş bir dayanışma zincirine dönüştü.
Migros depolarında çalışan binlerce işçinin başlattığı direniş, yalnızca bir ücret talebi olmanın ötesine geçerek toplumsal bir mücadeleye dönüştü. Yüzde 28’lik zam dayatması ve ağır çalışma koşullarına karşı yükselen tepki, ülke genelinde destek buldu. İşçilerin yaşadığı baskılar ve gözaltılar ise kamuoyunda büyük tepki yarattı. Dayanışma çağrıları her geçen gün artıyor.
Direniş 23 Ocak’ta başladı
Migros depolarında çalışan yaklaşık 5 bin işçi, 23 Ocak’ta hak mücadelesi başlattı. İşçiler, düşük zam oranı ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı seslerini yükseltti. Mücadele, DGD-SEN öncülüğünde örgütlendi. Kısa sürede ülke gündemine taşındı.
Yüzde 28’lik zam tepkileri büyüttü
İşçilere dayatılan yüzde 28’lik zam oranı, artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz bulundu. Emekçiler, bu artışın geçim sıkıntısını çözmekten uzak olduğunu dile getirdi. Zam oranı, direnişin fitilini ateşleyen temel unsur oldu. Tepkiler büyüyerek yayıldı.
Çalışma koşulları eleştirilerin odağında
Depolardaki yoğun tempo, uzun mesailer ve baskıcı çalışma düzeni işçilerin en büyük şikâyetleri arasında yer aldı. İşçiler, insani koşullarda çalışmak istediklerini vurguladı. Fiziksel ve psikolojik yıpranmanın arttığı ifade edildi. Talepler yalnızca ücretle sınırlı kalmadı.
Direniş Anadolu Grubu önüne taşındı
İşçiler, mücadeleyi Migros’un da bağlı olduğu Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önüne taşıdı. Bu adım, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Eylem, sembolik bir protesto olarak değerlendirildi. Ancak müdahale gecikmedi.
Kolluk müdahalesi tepkileri artırdı
Eyleme kolluk kuvvetlerinin sert müdahalesi damga vurdu. İşçiler ters kelepçelerle gözaltına alındı. Müdahale görüntüleri sosyal medyada geniş yankı buldu. Yaşananlar, direnişe yönelik desteği daha da büyüttü.
Gözaltında yaşananlar anlatıldı
Gözaltına alınan işçiler, Vatan Emniyet’te saatlerce aç ve susuz bırakıldıklarını aktardı. Ters kelepçelerle uzun süre bekletildiklerini belirttiler. Fiziksel zorlukların yanı sıra psikolojik baskıya da maruz kaldıklarını ifade ettiler. Açıklamalar kamuoyunda infial yarattı.
İşçiler: Bu mücadele hepimizin
Serbest bırakılan işçiler, yaşadıklarının bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu vurguladı. Pek çok insanın benzer sömürü koşullarını yaşadığını dile getirdiler. Gelen desteklerin bu ortak hissi ortaya koyduğunu belirttiler. Direnişin meşruiyetine dikkat çektiler.
Akademisyen ve sanatçılardan destek
Farklı üniversitelerden 102 akademisyen ve yaklaşık 500 kültür-sanat emekçisi işçilere destek verdi. Dayanışma amacıyla imza kampanyası başlatıldı. Açıklamalarda, yaşananların yalnızca işçilerin değil toplumun ortak meselesi olduğu vurgulandı. Destek mesajları büyüyerek yayıldı.
Tekel bayilerinden boykot kararı
Türkiye Tekel Bayiler Platformu, Anadolu Grubu’na ait Efes ürünlerinin satılmayacağını duyurdu. Boykot kararının, işçiler haklarını alana kadar süreceği belirtildi. Bu adım, direnişe ekonomik boyut kazandırdı. Migros’a yönelik protestolar hız kazandı.
Toplumsal dayanışma zinciri genişliyor
Direniş, esnaftan öğrencilere, emeklilerden sendikalara kadar geniş bir kesimi harekete geçirdi. Sosyal medyada dayanışma çağrıları yayıldı. İşçilerin mücadelesi sembolik bir anlam kazandı. Ortak geçim sıkıntısı vurgusu ön plana çıktı.
Gözler Migros yönetiminde
Yaşanan gelişmelerin ardından gözler Migros yönetiminin atacağı adımlara çevrildi. İşçiler, taleplerinin karşılanmasını bekliyor. Henüz somut bir geri adım atılmadı. Sürecin nasıl sonuçlanacağı merak konusu.
Migros depo işçilerinin başlattığı direniş, Türkiye’de artan geçim sıkıntısı ve emek sorunlarının sembolü haline geldi. Sert müdahaleler ve gözaltılar, mücadelenin meşruiyetini zedelemek yerine dayanışmayı büyüttü. Akademisyenlerden esnafa uzanan destek zinciri, bu mücadelenin yalnızca depo işçilerine ait olmadığını gösteriyor. Önümüzdeki süreçte atılacak adımlar, hem emek dünyası hem de toplumsal adalet açısından belirleyici olacak.