Dolar 44,7636
Euro 52,8283
Altın 6.914,00
BİST 14.176,11
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Az Bulutlu
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cum 14°C
Cts 15°C
Paz 16°C
Pts 18°C

DEM PARTİ LİDERİ BAKIRHAN’dan, BAHÇELİYE’ye SERT YANIT

DEM PARTİ LİDERİ BAKIRHAN’dan,  BAHÇELİYE’ye SERT YANIT
13 Ocak 2026 10:34

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Bakırhan, Halep’teki gelişmeler üzerinden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yanıt verirken, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e de sert tepki gösterdi.



DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında, Halep’teki gelişmeleri ve Türkiye’nin tutumunu değerlendirdi. Bakırhan, Halep’te yaşananların sorumluluğunu SDG/YPG’ye yüklemenin yanlış olduğunu ifade ederek, “10 Mart mutabakatına uymayan SDG değil, Kürtler değil, rejimdir. Biz buna sessiz kalmayacağız sayın Bahçeli” dedi.

Aynı toplantıda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i de eleştiren Bakırhan, “Türkiye’nin Savunma Bakanı, bu ülkenin 20-25 milyon vatandaşını da temsil ediyor. Rejime Halep’e girmeye ve Kürtleri hedef almaya ‘varız’ demeyi kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Halep’teki çatışmaların sorumluluğu kimde?

Bakırhan, Halep’teki şiddetin SDG/YPG’ye yüklenmesini eleştirerek, esas sorumluluğun Şam yönetiminde olduğunu vurguladı. 1 Nisan anlaşması çerçevesinde SDG’nin silahlarını çektiğini, buna rağmen saldırıların sürdüğünü belirterek, “Mutabakata uymayan rejimdir” dedi. Bu açıklama, Türkiye’deki farklı siyasi aktörlerin Halep politikası tartışmalarını yeniden alevlendirdi.


Bakan Güler’e sert eleştiri

Bakırhan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Halep’teki Suriye operasyonlarına dair açıklamalarını sert biçimde eleştirdi. “Türkiye’nin Savunma Bakanı, 20–25 milyon vatandaşını da temsil ediyor. Rejime Halep’e girmeye ‘varız’ demeyi kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı. Bu sözler, hükümet politikalarına yönelik ciddi bir iç eleştiri olarak değerlendiriliyor.


Bahçeli’ye yanıt: 10 Mart Mutabakatı tartışması

Bakırhan, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Halep açıklamalarına yanıt vererek, SDG/YPG’nin değil, Şam rejiminin 10 Mart Mutabakatı’na uymadığını belirtti. Halep mahallerinde sivillerin maruz kaldığı şiddetin esas sorumlusunun rejim olduğunu vurguladı. Bu yorum, Türkiye’deki siyasi tartışmalarda farklı bakış açılarını öne çıkarıyor.


Kürtlerin durumu ve hak savunusu

Bakırhan, Halep’teki Kürt topluluklarının yaşadığı baskıyı gündeme taşıdı. “Daha önce Alevilere ve Dürzilere yapılan katliamlar, bugün Kürtlere yönelmiş durumda” diyerek, bölgedeki hak ihlallerine dikkat çekti. Bu yaklaşım, Türkiye’de Kürtlerin ulusal ve bölgesel perspektifteki korunma ihtiyacını gündeme taşıyor.


Türk-Kürt kardeşliği vurgusu

Bakırhan, Bahçeli’nin “Türk-Kürt kardeşliği” mesajına atıfta bulunarak, Halep’teki durumu bu kardeşliğin korunması açısından bir test olarak nitelendirdi. Açıklama, siyasetçilerin bölgesel krizlerde etnik ilişkileri gözetmesi gerektiğini ortaya koyuyor.


İran’daki protestoların bölgesel etkisi

Bakırhan, İran’daki ekonomik ve siyasi protestoları değerlendirerek, bölgedeki gerginliğin yalnızca Türkiye’yi değil, tüm sınır ötesi ilişkileri etkileyebileceğini belirtti. Özellikle Kürt kentlerinde baskı ve ayrımcılığın artması, bölgedeki kriz dinamiklerini daha karmaşık hâle getiriyor.


Rejimin tek tipçi ve merkeziyetçi karakteri

Bakırhan, İran ve Suriye’deki rejimlerin merkeziyetçi ve tek tipçi karakterinin halk üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, bölgede barışçıl protestoların sert şekilde bastırılmasına ve sivillerin zarar görmesine yol açıyor.


Ekonomik ve sosyal krizlerin etkisi

Bakırhan, yüksek enflasyon, işsizlik ve ağır yaşam koşullarının hem Halep’te hem de İran’daki protestoların arkasındaki temel faktörler olduğunu ifade etti. Bu açıklama, bölgedeki çatışmaların yalnızca askeri değil, ekonomik ve toplumsal boyutunu öne çıkarıyor.


Siyasi sorumluluk çağrısı

Bakırhan, hükümet yetkililerini uluslararası hukuka ve insan haklarına uygun davranmaya çağırdı. Halep’teki ve bölgedeki krizlerde Türkiye’nin tarafsız ve sorumlu bir rol oynamasının önemine dikkat çekti.


Barış ve hukukun önemi

Bakırhan, Halep’te sivillerin korunması ve hukukun üstünlüğünün gözetilmesi gerektiğini vurguladı. “Oradaki Kürtlerin hakkını ve hukukunu müdafaa etmek Türkiye’nin görevidir” diyerek, insani boyuta dikkat çekti.


Kritik mesaj: Sessiz kalmayacağız

Bakırhan, Halep’teki vahşete ve rejimin ihlallerine karşı sessiz kalmayacaklarını belirtti. Açıklamalar, TBMM ve siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı ve tartışmaları derinleştirdi.


Türkiye iç siyasetine yansıması

Bakırhan’ın açıklamaları, Halep ve bölgedeki gelişmeler üzerinden Türkiye’deki siyasi tartışmaları yeniden alevlendirdi. Hükümet politikalarına yönelik eleştiriler ve Bahçeli’ye yönelik yanıtlar, siyasi gerilimin önümüzdeki dönemde de süreceğini gösteriyor.


Tuncer Bakırhan’ın açıklamaları, hem Halep’teki çatışmaları hem de bölgesel krizlerin Türkiye’deki yansımalarını ele alıyor. Bakan Güler’e yönelik sert eleştiriler ve Bahçeli’ye yanıt, TBMM’deki siyasi tartışmaları kızıştırdı. İran ve Halep örnekleri üzerinden ekonomik, insani ve hukuki boyutları da öne çıkaran Bakırhan, Türkiye’nin bölgesel krizlerde sorumlu ve dengeli politika izlemesi gerektiğini vurguluyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.