Dolar 43,2788
Euro 50,2872
Altın 6.420,76
BİST 12.569,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
10°C
Hafif Yağmurlu
Cts 6°C
Paz 4°C
Pts 4°C
Sal 6°C

CHP’nin 53 SAYFALIK RAPORUNDA “UMUT HAKKI” ve ”PKK” YER ALMADI

CHP’nin 53 SAYFALIK RAPORUNDA “UMUT HAKKI” ve ”PKK” YER ALMADI
18 Aralık 2025 12:33

CHP’nin TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndaki heyeti tarafından hazırlanan 53 sayfalık rapor TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Raporda “Umut Hakkı”na ya da PKK üyelerinin entegrasyonuna yönelik herhangi bir önerinin yer almadığı özellikle vurgulandı.


Cumhuriyet Halk Partisi, TBMM bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları kapsamında hazırladığı kapsamlı raporu Meclis Başkanlığı’na sundu. 53 sayfadan oluşan raporda, kamuoyunda tartışma konusu olan “Umut Hakkı” ve terör örgütü PKK üyelerinin Türkiye’ye dönüşü veya entegrasyonu iddialarına açık bir dille yanıt verildi.

CHP heyeti, raporda bu başlıklara yönelik herhangi bir önerinin yer almadığını belirterek, özellikle teröre bulaşmamış ya da örgüt üyeliği iddiasıyla anılan kişilerin dönüşüne dair bir düzenleme önerilmediğinin altını çizdi. Raporun içeriği, daha çok demokratikleşme, hukuk devleti, insan hakları, yargı bağımsızlığı ve toplumsal barış başlıklarına odaklandı.

Umut Hakkı” tartışmasına açık kapı kapatıldı

CHP heyeti tarafından hazırlanan 53 sayfalık raporda, kamuoyunda son dönemde sıkça gündeme gelen “Umut Hakkı” kavramına ilişkin herhangi bir düzenleme, öneri ya da dolaylı atıf bulunmadığı özellikle vurgulandı. Heyet, raporun bu başlık üzerinden tartışılmasının doğru olmadığını belirtirken, metnin tamamının hukuk devleti ve demokratikleşme çerçevesinde hazırlandığını ifade etti. CHP kaynakları, raporun içeriğinin kasıtlı biçimde farklı başlıklara çekilmeye çalışıldığını savundu.

PKK üyelerinin entegrasyonu iddialarına net ret

Raporda, terör örgütü PKK üyelerinin Türkiye’ye dönüşü, topluma kazandırılması ya da entegrasyonuna yönelik herhangi bir önerinin yer almadığı açık bir dille belirtildi. CHP heyeti, özellikle “teröre bulaşmamış örgüt üyeleri” gibi bir ayrımın dahi raporda bulunmadığını ifade ederek, bu yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını kaydetti. Bu vurgu, raporun en net ve tartışmaya kapalı bölümlerinden biri olarak öne çıktı.

AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması raporda merkez başlık oldu

CHP raporunda, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uzun süredir uygulanmamasının hukuk devleti ilkesini zedelediği ifade edildi. Bu kararların önündeki idari ve siyasi engellerin kaldırılması gerektiği belirtilirken, kararların uygulanmamasının bireysel hak ihlallerini kalıcı hale getirdiği vurgulandı. Raporda, bu durumun Türkiye’nin uluslararası hukuk yükümlülükleri açısından da sorun yarattığına dikkat çekildi.

İfade özgürlüğünü sınırlayan yasal düzenlemeler mercek altında

Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki bazı maddelerin ifade özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırdığı görüşü raporda ayrıntılı biçimde ele alındı. CHP, özellikle gazeteciler, akademisyenler ve siyasetçiler hakkında açılan davaların bu düzenlemelere dayandırıldığını belirterek, ilgili maddelerin kanun metinlerinden çıkarılmasını önerdi. Bu başlık altında, halkın haber alma hakkının sistematik biçimde kısıtlandığı savunuldu.

Basın üzerindeki erişim engelleri ve sansür uygulamaları eleştirildi

Raporda, internet haber siteleri ve sosyal medya platformlarına yönelik erişim engellemelerinin basın özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırdığı belirtildi. “Sansür yasası” olarak adlandırılan 7418 sayılı düzenlemenin yürürlükten kaldırılması gerektiği ifade edilirken, basın üzerindeki idari ve yargısal baskıların demokratik toplum ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı. CHP, bu uygulamaların kamuoyunun doğru bilgiye erişimini engellediğini savundu.

Kayyım uygulamalarının demokrasiye zarar verdiği savunuldu

Yerel yönetimlere kayyım atanmasının halk iradesini yok saydığı belirtilen raporda, bu uygulamaya son verilmesi çağrısı yapıldı. CHP, seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyımların yerel demokrasiyi zayıflattığını ve merkeziyetçi bir yönetim anlayışını pekiştirdiğini ifade etti. Ayrıca belediyelerin mali kaynaklarına el konulmasının hizmet üretimini doğrudan engellediği kaydedildi.

Siyasetin yargı eliyle dizayn edildiği iddiası rapora girdi

Raporda, siyasetçilerin ve toplumsal muhalefetin yargı süreçleri üzerinden baskı altına alındığına yönelik değerlendirmelere yer verildi. Özellikle uzun tutukluluk süreleri, gizli tanık uygulamaları ve etkin pişmanlık mekanizmasının kötüye kullanıldığı iddiaları detaylandırıldı. CHP, bu uygulamaların adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini savundu.

Cezaevleri ve infaz sistemi için kapsamlı eleştiriler

Cezaevi idare ve gözlem kurullarının keyfi kararlar aldığı belirtilen raporda, mahkumların tahliye süreçlerinde objektif kriterlerin işletilmediği ifade edildi. CHP, örtülü af niteliği taşıyan infaz düzenlemeleri yerine, cezasızlık algısı yaratmayacak yeni bir infaz rejimi önerdi. Bu başlık altında, cezaevlerindeki insan hakları ihlallerine de dikkat çekildi.

İnanç özgürlüğü ve Alevi talepleri ayrıntılı biçimde yer aldı

Raporda, cemevlerine ibadethane statüsü tanınması gerektiği vurgulanırken, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın mevcut yapısının kaldırılması önerildi. Madımak Oteli’nin müzeye dönüştürülmesi talebi de raporda sembolik bir adım olarak değerlendirildi. CHP, devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gerektiğini savundu.

Ekonomide demokratikleşme ve kurumsal bağımsızlık vurgusu

CHP raporunda, Merkez Bankası’nın bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi, TÜİK ve düzenleyici-denetleyici kurumların idari ve mali özerkliğe kavuşturulması gerektiği belirtildi. Kamu ihale mevzuatının şeffaf hale getirilmesi ve TMSF’nin siyasi müdahalelerden arındırılması da öneriler arasında yer aldı. Bu başlık, raporun sadece siyasal değil ekonomik bir demokratikleşme perspektifi sunduğunu ortaya koydu.

CHP’nin TBMM’ye sunduğu 53 sayfalık rapor, özellikle “Umut Hakkı” ve PKK üyelerine yönelik iddialara açık bir dille yanıt vermesi açısından siyasi tartışmaların merkezine oturdu. Raporda bu başlıklara yer verilmediğinin net şekilde vurgulanması, önümüzdeki günlerde Meclis’te ve kamuoyunda yapılacak tartışmaların seyrini belirleyecek önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.