ALTAYLI DOSYASINDA DÖNÜM NOKTASI: MAHKEME İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ REDDETTİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı hakkında verilen hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı. Mahkeme, Altaylı’nın ifadelerinin düşünce ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmederken, söz konusu beyanların tehdit ve şiddete teşvik niteliği taşıdığına dikkat çekti.
Gazeteci Fatih Altaylı hakkında verilen mahkûmiyet kararının gerekçesi kamuoyuyla paylaşıldı. Gerekçeli kararda, Altaylı’nın açıklamalarının hukuki koruma altında bulunan ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı vurgulandı.
Mahkeme ifade özgürlüğünün sınırlarını ayrıntılı biçimde çizdi
Gerekçeli kararda, ifade özgürlüğünün mutlak bir hak olmadığı vurgulanarak, bu özgürlüğün başkalarının güvenliği, kamu düzeni ve anayasal kurumların korunması gibi nedenlerle sınırlandırılabileceği belirtildi. Mahkeme, Altaylı’nın sözlerinin bu sınırların açık biçimde dışına çıktığı kanaatine vardı.
“Nefret, düşmanlık ve şiddet riski” tespiti yapıldı
Kararda, sanığın kullandığı ifadelerin toplumda kutuplaşmayı derinleştirme, düşmanlık oluşturma ve şiddeti meşrulaştırma potansiyeli taşıdığı ifade edildi. Bu yönüyle söz konusu açıklamaların yalnızca kişisel görüş değil, kamu güvenliğini tehdit eden nitelikte olduğu kaydedildi.
Basın özgürlüğü savunması mahkemece reddedildi
Mahkeme, sanığın gazeteci kimliği taşımasının söz konusu ifadeleri otomatik olarak basın özgürlüğü kapsamına sokmayacağını vurguladı. Kararda, basın özgürlüğünün eleştiri ve haber verme hakkı tanıdığı ancak tehdit ve şiddet çağrısını korumadığı açıkça belirtildi.
Cumhurbaşkanına yönelik sözlerin “tehdit” unsuru taşıdığı belirtildi
Gerekçeli kararda, Altaylı’nın açıklamalarının Cumhurbaşkanı’na yönelik tehdit içeren ifadeler kapsamında değerlendirildiği ifade edildi. Mahkeme, bu sözlerin soyut eleştiri değil, muhatabın güvenliğini hedef alan beyanlar olduğuna kanaat getirdi.
Fiili saldırı kapsamında değerlendirme yapıldı
Mahkeme, sanığın eylemini yalnızca sözlü tehdit olarak değil, Cumhurbaşkanı’na yönelik “diğer fiili saldırı” kapsamında ele aldı. Bu değerlendirme doğrultusunda cezada artırım yoluna gidildiği gerekçeli kararda ayrıntılı şekilde anlatıldı.
TCK 310/2 maddesinin neden uygulandığı açıklandı
Kararda, Türk Ceza Kanunu’nun 310/2-son cümlesine özellikle atıf yapıldı. Mahkeme, Cumhurbaşkanına yönelik tehdit suçlarında alt sınırın 5 yıl olduğunu, bu nedenle daha düşük bir ceza verilmesinin hukuken mümkün olmadığını vurguladı.
Takdiri indirim gerekçesi tek tek sıralandı
Mahkeme, sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, yargılama sürecindeki tutumunu ve dosya kapsamını dikkate alarak takdiri indirim uygulandığını belirtti. Bu indirim sonucunda cezanın 5 yıldan 4 yıl 2 aya düşürüldüğü ifade edildi.
Tutukluluk süresinin cezadan mahsup edilmesine hükmedildi
Gerekçeli kararda, Altaylı’nın gözaltı ve tutuklu olarak geçirdiği sürenin verilen hapis cezasından düşülmesine karar verildiği açıklandı. Bu uygulamanın ceza infaz hukukunun zorunlu bir sonucu olduğu belirtildi.
Kaçma şüphesi gerekçesi ayrıntılandırıldı
Mahkeme, verilen cezanın süresi ve dosyanın niteliği dikkate alındığında sanık açısından kaçma şüphesinin bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, tutukluluğun ölçülü ve gerekli olduğu kanaatine varıldığı aktarıldı.
Tutukluluğun devamı kararı hukuki dayanaklarıyla açıklandı
Gerekçeli kararda, tutuklama tedbirinin keyfi olmadığı, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde ölçülülük ilkesine uygun şekilde uygulandığı vurgulandı. Sanığın tutukluluk halinin devamına oy birliğiyle karar verildiği belirtildi.
Açıklanan gerekçeli karar, ifade özgürlüğü ile tehdit ve şiddet söylemi arasındaki hukuki çizginin net biçimde ortaya konulduğunu gösteriyor. Mahkemenin özellikle “şiddete teşvik”, “tehdit” ve “kamu düzeni” vurguları, benzer davalar açısından emsal oluşturabilecek nitelikte. Dosyanın istinaf ve temyiz süreçlerinde nasıl bir yol izleyeceği ise önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.