BEŞAR ESAD’ın 2018’e AİT GİZLİ ARŞİVİNDEN HAKARET, ALAY ve ŞOK SÖZLER ÇIKTI

Sızdırılan kayıtlar: Esad cami yıkıntılarıyla, askerlerle ve kendi soyadıyla bile alay ediyor
Suriye’nin eski lideri Beşar Esad’a ait olduğu belirtilen 2018 tarihli sızdırılmış görüntüler, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda “çok gizli” ibaresi taşıyan bir zarfın içinden çıktı. Videolarda Esad’ın Doğu Guta halkını “toplumun en kötüsü” olarak nitelemesi, yıkılmış bir camiyle alay etmesi ve Suriyeli askerlerle dalga geçmesi büyük tepki çekti.
Suriye basınına yansıyan bilgilere göre, “çok gizli” zarfın içinde Beşar Esad’ın 2018 yılına ait video kayıtlarının yanı sıra eski danışmanı Luna Şibl’e ait kişisel belgeler bulundu. Cumhuriyet’in El-Vavi’den aktardığı habere göre görüntülere 8 Aralık 2024’te bazı kişiler tarafından “Esad’ın gerçek yüzünü göstermek” amacıyla ulaşıldı.
Esad’ın kayıtlarda hem toplumla hem de Suriye ordusunun bazı mensuplarıyla alay ettiği, hatta kendi soyadıyla ilgili küçümseyici ifadeler kullandığı görüldü.
Yıkılmış Doğu Guta camisinin görüntüleri üzerinden alaycı söylemler
Sızdırılan videolarda Esad’ın, Doğu Guta’daki ağır bombardımanlarda yıkılmış bir camiyi izlerken küçümseyici yorumlar yaptığı görülüyor. Cami enkazıyla alay eden Esad’ın, bölgedeki dini yapıların bombalanmasına ilişkin sorumluluğu reddederken aynı zamanda yıkımı hafife aldığı dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu görüntülerin hem uluslararası insancıl hukuk açısından hem de Suriye rejiminin dini yapılara yönelik tutumunun anlaşılması açısından önemli bir veri sunduğunu belirtiyor. Bu kaydın, özellikle savaş suçları araştırmalarında yeni tartışmalar yaratması bekleniyor.
Doğu Guta halkını “toplumun en kötüsü” olarak nitelendirmesi
Kayıtlarda Esad’ın, bölgede yaşayan sivilleri “toplumun en kötüsü” şeklinde tanımladığı açıkça duyuluyor. Esad’ın ifadeleri, yıllardır kuşatma altındaki Doğu Guta’nın rejim tarafından nasıl görüldüğüne dair sert bir tablo çiziyor. İnsan hakları uzmanları, bu söylemin, savaş döneminde bölgesel ayrımcılığı ve hedef göstermeyi meşrulaştırma amacı taşıyabileceğini değerlendiriyor. Videonun, özellikle iç savaş boyunca uygulanan kuşatma politikalarının motivasyonuna dair ipuçları sunduğu belirtiliyor.
Esad’ın kendi soyadını aşağılaması: Rejim içi baskının göstergesi mi?
Görüntülerde Esad’ın soyadıyla dalga geçerek “Bir hayvan ismiyle değiştirmek lazım” dediği anlar bulunuyor. Bu sözlerin, liderlik baskısı altında oluşan psikolojik gerilimin ve rejim içi mizah anlayışının bir dışavurumu olabileceği yorumları yapılıyor. Rejim içi toplantılarda böyle bir kendini alaya alma davranışı nadir görüldüğünden, güvenlik uzmanları bu ifadenin Esad’ın yakın çevresindeki atmosferi anlamak açısından önemli olduğunu vurguluyor. Ayrıca bu sözlerin, Esad’ın kamuoyu önündeki otoriter ve sert imajıyla keskin bir çelişki oluşturduğu değerlendiriliyor.
“Sakba’ya gireceğiz, sanki kurtarılmamış gibi” sözlerinin askeri stratejiye etkisi
Esad’ın, Doğu Guta’nın Sakba bölgesine yönelik operasyonlara dair bu ifadeleri, rejimin bölgeye yönelik tutumuna ışık tutuyor. Bu sözler, askeri operasyonların yalnızca askeri değil, aynı zamanda psikolojik bir yön taşıdığını gösteriyor. Uzmanlar, bu tarz ifadelerin hem asker motivasyonunu hem de siviller üzerindeki baskı algısını artırmak amacıyla kullanılabileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu söylemler rejimin bölgeleri “yeniden kazanılması gereken alanlar” olarak çerçeveleme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
“Çok gizli” zarfın içinden çıkan Luna Şibl belgeleri: Saray içi güç dengelerinin işareti
Zarfın içinde Luna Şibl’e ait kişisel belgelerin bulunması, Saray içindeki güç ilişkilerine dair yeni soru işaretleri doğurdu. Şibl’in yıllarca Esad’ın medya stratejisinin merkezinde olduğu biliniyor. Bu belgelerin nasıl, kim tarafından ve neden saklandığı henüz netlik kazanmazken, uzmanlar bunun Saray içi güven krizinin işareti olabileceğini düşünüyor. Belgeler, Esad’ın yakın çevresindeki olası çatlaklara dair analizlerin yoğunlaşmasına yol açmış durumda.
Esad’ın geçmişte elini öpen askerlerle alay etmesi
Kayıtlarda Esad ve danışmanı Luna Şibl’in, propaganda amaçlı çekilen eski görüntülerde Esad’ın elini öpen askerlerle alay ettikleri görülüyor. Bu durum, rejimin propaganda için kullandığı sahnelerin aslında içerde alay konusu yapıldığını gözler önüne seriyor. Asker psikolojisi açısından değerlendirildiğinde, liderlerine sadakat gösteren askerlerin bu şekilde alaya alınması ciddi bir moral problemi yaratabileceği için dikkat çekici bir bulgu olarak değerlendiriliyor. Asker–lider ilişkisinin perde arkasını gösteren bu görüntüler askeri etik tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.
Bir generalin “Elinizi ve ayağınızı öperim” sözleri: Rejimde lider kültü tartışması
Sızan başka bir videoda, bir general Esad’a hitaben “Elinizi ve ayağınızı öperim” ifadelerini kullanıyor. Bu sahne, rejim içindeki aşırı bağlılık gösterilerinin boyutunu ortaya koyuyor. Uzmanlar bu tür ifadelerin gerçek bir saygıdan ziyade korku, baskı ve güç hiyerarşisinin bir sonucu olduğunu belirtiyor. Videonun yayılması, Suriyeli sosyal medya kullanıcıları arasında “lider kültü” ve “zoraki saygı” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Propaganda için tank üzerine çıkma isteği: Savaş görüntülerinin sahne arkasına dair ipuçları
Esad’ın tank üzerine çıkarak “propaganda amaçlı fotoğraf çektirmek istediğini” söylemesi, rejimin savaş dönemindeki medya yönetiminin sahne arkasını ortaya koyuyor. Askeri operasyon sahalarının, kamuoyuna güçlü lider imajı sunmak amacıyla bir tür sahneye dönüştürüldüğü anlaşılıyor. Propaganda çalışmalarının planlı olarak yürütüldüğünü gösteren bu detay, rejimin iç savaş boyunca medya kontrolünü nasıl yönettiğini anlamak açısından önemli bir veri sağlıyor.
“Utanç değil, tiksinti hissediyorum” sözleri: Ülke durumuna ilişkin sert değerlendirme
Esad’ın ülkenin mevcut durumunu “Sadece utanç değil, tiksinti hissediyorum” sözleriyle değerlendirdiği görülüyor. Bu ifade, rejimin iç toplantılarındaki ruh haline dair önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Psikoloji uzmanları, liderin böyle bir duygusal ton kullanmasının hem çevresindeki karar alıcıları etkileme hem de suçluluğu dışsallaştırma amacı taşıyabileceğini belirtiyor. Ayrıca bu yorumun, ülkenin içinde bulunduğu durumun sorumluluğunu üstlenmekten ziyade, bunu bir “dışsal bozuluş” gibi çerçevelemeye çalıştığını gösterdiği değerlendiriliyor.
Camilere ve halka yönelik küçümseyici sözler: Toplumsal algı açısından büyük yankı
Kayıtlarda Esad’ın “Yiyecekleri yok ama camilere harcıyorlar” diyerek hem halkı hem de dini kurumları hedef aldığı duyuluyor. Bu söylem, savaş sırasında ekonomik çöküş yaşayan halkın dini yapılara yönelmesini küçümseyici bir dille eleştirdiği için Suriye toplumunda geniş tartışma yarattı. Luna Şibl’in ise telsiz konuşmalarını taklit ederek Suriyelileri alaycı bir tonda “nazik” diye küçümsemesi, rejim elitinin halka bakış açısına dair yeni tartışmalar başlattı. Uzmanlar bu kayıtların, halk–rejim arasındaki duygusal kopuşun ne kadar derinleştiğini gösterdiğini belirtiyor.
Sızdırılan görüntüler, Suriye’de uzun yıllar liderlik yapan Beşar Esad’ın kamuoyuna yansıyan imajı ile kapalı kapılar ardındaki söylemleri arasındaki çelişkiyi bir kez daha gündeme getirdi. Videolardaki aşağılayıcı ifadeler, hem Suriye içindeki farklı topluluklar hem de uluslararası kamuoyu tarafından dikkatle inceleniyor. Uzmanlar, bu kayıtların Esad yönetimi içindeki güç mücadelelerinin bir sonucu olarak sızdırılmış olabileceğini ve önümüzdeki günlerde yeni belgelerin de ortaya çıkmasının muhtemel olduğunu değerlendiriyor.