Dolar 43,5025
Euro 51,6788
Altın 6.826,49
BİST 13.838,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 8°C
Yağmurlu
İstanbul
8°C
Yağmurlu
Pts 7°C
Sal 6°C
Çar 13°C
Per 15°C

6 Şubat Bitti Ama Tehlike Bitmedi

6 Şubat Bitti Ama Tehlike Bitmedi
31 Ocak 2026 13:34

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 6 Şubat 2023 depremlerinin yalnızca kırılan faylarla sınırlı bir risk oluşturmadığını belirterek, bölgede kırılmayan altı aktif fay hattının ilerleyen süreçte yeni depremler üretebileceği uyarısında bulundu.


Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından sismik hareketlilik bilim dünyasının gündemindeki yerini koruyor. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, söz konusu depremlerin enerji aktarımı yoluyla çevredeki bazı aktif faylar üzerinde yeni riskler oluşturduğunu söyledi.

7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin dünya ölçeğinde nadir görülen sismik olaylar arasında yer aldığını vurgulayan Sözbilir, ana kırılmanın gerçekleştiği faylarda yakın vadede yıkıcı bir deprem beklenmediğini ancak kırılmayan faylar için riskin sürdüğünü ifade etti.


6 Şubat depremleri dünya ölçeğinde inceleniyor

Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Kahramanmaraş merkezli depremlerin büyüklük, kırılma uzunluğu ve etkilediği alan açısından dünya sismoloji literatüründe özel bir yere sahip olduğunu belirtti. Aynı anda iki büyük depremin meydana gelmesinin nadir rastlanan bir durum olduğuna dikkat çekti. Bu nedenle bölgenin uluslararası bilim çevreleri tarafından yakından izlendiğini söyledi. Depremlerin etkilerinin yıllar boyunca araştırılacağını vurguladı.

Ana kırılma bölgelerinde büyük deprem riski düşük

Sözbilir, ana deprem sırasında kırılan fay segmentlerinde kısa ve orta vadede yeniden büyük bir yıkıcı deprem üretme ihtimalinin düşük olduğunu ifade etti. Bunun temel sebebinin, bu faylarda biriken enerjinin büyük ölçüde boşalmış olması olduğunu söyledi. Ancak artçı depremlerin uzun süre devam edebileceğine dikkat çekti. Artçıların özellikle hasarlı yapılar açısından risk oluşturduğunu vurguladı.

Artçı sarsıntılar bölge genelinde sürüyor

Ana yırtılmanın gerçekleştiği alanlarda artçı depremlerin halen devam ettiğini belirten Sözbilir, bunun normal bir jeolojik süreç olduğunu ifade etti. Artçıların bazen hissedilir büyüklüklere ulaşabildiğini söyledi. Bu sarsıntıların halk arasında endişe yarattığını ancak bilimsel açıdan beklenen bir durum olduğunu dile getirdi. Uzmanlar, bu süreçte hasarlı binalardan uzak durulması gerektiğini vurguluyor.

Kırılmayan faylar yeni riskler barındırıyor

Sözbilir, asıl dikkat edilmesi gereken noktaların 6 Şubat depremleri sırasında kırılmayan fay hatları olduğunu söyledi. Enerji transferi nedeniyle bu faylarda gerilimin artmış olabileceğini belirtti. Bu durumun, belirli bir süre sonra yeni depremlere yol açabileceğini ifade etti. “Yeni depremler olacaktır” uyarısında bulunan Sözbilir, riskin zamanla şekilleneceğini söyledi.

Ecemiş Fayı uzun süredir sessiz

Riskli faylardan birinin Ecemiş Fayı olduğunu belirten Sözbilir, bu fayın Pozantı’dan başlayarak Adana’ya doğru uzandığını aktardı. Ecemiş Fayı’nın uzun süredir suskun olduğunu ve bu durumun bilim insanları açısından dikkatle izlendiğini söyledi. Suskun fayların büyük deprem üretme potansiyeline sahip olabileceğini vurguladı. Bu hattın özellikle Çukurova bölgesi için önem taşıdığını ifade etti.

İskenderun ve Yumurtalık hattı mercek altında

İskenderun ve Yumurtalık çevresinde kırılma potansiyeli bulunan fayların da risk oluşturduğunu dile getiren Sözbilir, bu bölgelerdeki sismik hareketliliğin yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Akdeniz’e yakın bu fayların deniz içi ve kara bağlantılı riskler barındırdığını belirtti. Olası depremlerin geniş bir alanı etkileyebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle bölgesel planlamaların önemine vurgu yaptı.

Antakya Fayı için özel çalışma yürütülüyor

Antakya Fayı’nın 6 Şubat depremleri sonrası bilimsel araştırmaların odağında olduğunu belirten Sözbilir, fayın bazı kesimlerinde hendek çalışmaları yapıldığını söyledi. Bu çalışmalarla geçmiş depremlerin izlerinin incelendiğini ifade etti. Fayın hangi aralıklarla deprem ürettiğinin tespit edilmeye çalışıldığını aktardı. Elde edilecek verilerin risk analizleri açısından kritik olduğunu vurguladı.

Ölüdeniz Fayı da araştırma kapsamında

Sözbilir, Antakya Fayı ile birlikte Ölüdeniz Fayı’nın da detaylı olarak incelendiğini belirtti. Bu fayın tarihsel depremler açısından önemli bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Hendek kazılarıyla fayın deprem üretme periyodunun belirlenmeye çalışıldığını aktardı. Çalışmaların bilimsel raporlara dönüştürüleceğini ifade etti.

Bilimsel çalışmalar yıl sonuna doğru tamamlanacak

Yürütülen saha çalışmalarının yıl sonuna doğru tamamlanmasının planlandığını belirten Sözbilir, elde edilecek verilerin kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. Bu çalışmaların, deprem risk haritalarının güncellenmesine katkı sunacağını ifade etti. Yerel yönetimler ve merkezi idare için önemli bir veri kaynağı oluşacağını belirtti. Bilimsel sonuçların afet yönetimi açısından yol gösterici olacağını vurguladı.

Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeliyiz

Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer aldığı gerçeğinin unutulmaması gerektiğini söyledi. Depremlerin engellenemeyeceğini ancak zararlarının azaltılabileceğini vurguladı. Sağlam yapılaşma, bilinçli şehir planlaması ve sürekli bilimsel takip çağrısında bulundu. Toplumun deprem bilinciyle hareket etmesinin hayati önemde olduğunu ifade etti.


6 Şubat depremleriyle büyük bir yıkım yaşayan Türkiye’de, bilim insanlarının uyarıları deprem riskinin sona ermediğini açıkça ortaya koyuyor. Kırılmayan aktif faylara yönelik yapılan bilimsel çalışmalar, gelecekte yaşanabilecek depremlerin daha iyi öngörülmesi açısından kritik önem taşıyor. Uzmanlar, bu süreçte rehavete kapılmadan bilimsel veriler ışığında hareket edilmesi gerektiğini vurguluyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.